Peşmerge'nin Kobani'ye Geçişi Bu Gece Başlıyor ABD'den Erdoğan'a 'Yardımlar yanlış değil' yanıtı Pesmerge Güçlerin'den IŞİD'in üst düzey isimlerine ağır darbe Tüm Askeri Misyonlar Bazı Riskler içerir Koalisyon Güçlerin'den IŞİD hedeflerine 18 yeni hava saldırısı Barzani: Duhok anlaşması düşmanlara cevaptır Kobani'ye Pesmerge geçisi Parlamento Tarafından Onaylandı. IŞİD Kobani’de zehirli gaz kullanıyor. Kobani'ye ilk aşamada 200 peşmerge gidecek! Rojava Kürdistan partileri anlaşmaya vardı BM: Ezidiler için soykırım uyarısı ABD, Hewler'de Herir Havalimanı'nda Askeri Üs Kuruyor
N.A Haber
IŞİD’e Avrupa ülkelerinden katılım artıyor. İngiliz polisi, her hafta 5 İngilizin ülkeyi terk ederek örgüte katıldığını açıkladı.

İngiliz polisi, her hafta 5 İngiliz vatandaşının ülkeyi terkederek Suriye ya da Irak’a gittiğini ve IŞİD’e katıldığını bildirdi.

Polis şefi Bernard Hogan-Howe, haftada yalnızca beş kişi sayı olarak az görünse de, yıl itibariyle değerlendirildiğine oldukça kabarık bir rakamın ortaya çıktığını söyledi. Ayrıca batıdan IŞİD’e katıldığı bilinmeyenlerin sayısının daha da fazla olabileceğini belirtti.

Hogan-Howe, IŞİD’le birlikte Suriye ve Irak’ta savaşan 500 İngiliz vatandaşının varlığını belirlediklerini ifade ederek, bu kişilerin İngiltere’ye dönmeleri halinde endişe verici bir risk oluşturacaklarını öne sürdü.

Öte yandan yaşları 17, 16 ve 15 olan üç Amerikalı kız, IŞİD’e katılmak üzere Almanya’nın Frankfurt havaalanından uçmak isterken ABD federal polisi FBI tarafından tutuklandı.

Amerikalı kızların Colorado Eyaletindeki ailelerine teslim edildiği bildirildi. Amerikan medyasında yer alan haberlerde kızlardan ikisinin kardeş olduğu kaydedildi.

FBI sözcüsünün verdiği bilgiye göre kızlardan ikisi hasta olduklarını bahane ederek okullarına gitmeyip evlerindeki 2 bin Doları alarak Amerikayı terk ettiler. Paranın ve kızlara ait pasaportların ortadan kaybolduğunu gören ebeveyni polisi arayarak yardım istedi. Bu üç kişinin IŞİD’le bağlantıları olup olmadığı konusunda bilgi verilmedi.

Tarih: 23-10-2014 10:51

Devamını Oku...
N.A Haber
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kobani eylemleri sonrasında başta Başbakan Ahmet Davutoğlu olmak üzere, hükümet yetkilileri tarafından ağır biçimde suçlanmıştı. Bazı gazetelerde de Demirtaş’ı olayların sorumlusu olarak gösteren haber ve yorumlar yer almıştı. Cumhuriyet gazetesine konuşan Selahattin Demirtaş, kendisinin hedef seçildiğini, psikolojik bir savaş ile karşı karşıya olduğunu söyledi.

Demirtaş’ın Cumhuriyet’e açıklamaları şöyle:

“Başbakan akiller toplantısında ne söyledi bilmiyorum ancak o toplantı sonrasında köşelerinden yazan akil insanların yazılarında söylenenler hatalı. Hem kronolojik olarak hatalı hem de içerik olarak. Ben çözüm sürecinin selameti açısından bugüne kadar sustum. Yalan yanlış sözler, hakaretler karşısında sustum ama başbakan yanlış bilgilendirirse bu doğru olmaz.”


‘EYLEM ÇAĞRISI BENİM DEĞİL’

“Benim hiçbir zaman ‘Bundan böyle her yer Kobani olacak’ şeklinde bir açıklamam olmadı. Yapılan açıklama benim değil HDP MKYK’sinin açıklamasıdır. İnsanların sokağa çıkmaya başladığı saatlerde hükümetle telefon trafiği kurduk. ‘Sokaklar ısınıyor. Dışarıdan haberiniz var mı? Ne yapılacaksa acil yapılması lazım, yarın sabaha çok geç kalınabilir’ dedik. Bu uyarımız ciddiye alınmadı.”

“Birincisi, Açıklamanın MKYK’den yapıldığını bilmelerine rağmen ısrarla ‘Demirtaş yaptı’ demeleri büyük bir algı operasyonudur. Hedefte özel olarak ben varım. Sanırım aday olduğum Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası HDP’ye yönelik ilgiyi dağıtmak üzere yapılan bir fırsatçılık bu.”

“İkinci olarak başbakanla Kobani’ye nasıl yardım yapılacağını biz kesinlikle görüşmedik. Sanki seçenekler bize sunulmuş da biz kabul etmemişiz şeklindeki açıklamalar ve yorumlar yüzde yüz yanlıştır, yalandır. Seçenekleri masaya yatırmadık. Bizim tek söylediğimiz ‘Bu konuda yetkili PYD’dir. Davet edin konuşun’ demekten ibaretti. Onlarla uzlaşırsanız iyi olur, dedik. Asla seçenekler peşmergenin ya da Türk askerinin karadan havadan girişi konuşulmadı.”


‘O SÖZ BANA AİT DEĞİL’

“Kobani düşerse süreç biter, lafı ne bana ne de Kandil’e aittir. O söz Öcalan’a aittir. Bu bile manipüle ediliyor. O da bu konuyu başından beri önemsiyordu. Sanki o önemsemiyor da biz manipüle ettik gibi algı yaratmaya çalışıyorlar. Oysa heyetimizin İmralı dönüşü açıklamasında bu var. Süreç ve Kobani’nin birbirine nasıl bağlı olduğu hem orada hem de o görüşmelerin tutanaklarında var.”


‘HÜKÜMET ARACILIK İSTEDİ’

“Peşmergenin PYD’ye silah yardımı yapması veya bizzat Kobani’ye koridor ile ulaşması hususunda ben ve İmralı heyetimiz hükümet için aracılık yaptık. Bunu da hükümet istedi bizden. ‘Ne derler’ diye teyit almak istediler. PYD ve ‘diğer yetkililerle (Demirtaş bu ‘diğerleri’ grubunun kimliğini açıklamaktan kaçındı)’ temas kurup olumlu bakıldığını belirttik, aracılık yaptık.”


‘HALININ ALTINDAN PATLAMA ÇIKAR’

“Tüm bu yaptıklarımız çarpıtılırsa, yalan yanlış yazılır, iftira atılırsa doğru olmaz. ‘Ölümlerden, yaşanan tüm şeylerden Demirtaş sorumlu’ deyip tüm hataları halı altına süpürürlerse o halının altından daha büyük patlama çıkar. Öfkenin ve toplumsal patlamaların kaynağını doğru tespit etmek lazım. O kaynak ne Demirtaş ne de HDP’dir.”


‘BİZE TASLAK VERİLMEDİ’

“İşin bir de çözüm süreci tarafı var. Haber ve yorumlarda hükümetin bize yol haritası taslağı sunduğu ve bizim bunu engellediğimiz ima ediliyor. Bu kesinlikle doğru değil. Heyetimize taslak verilmedi. Yalan bu. Bunu yazan yalan söylüyor. Bize taslak verilmedi. Sadece gösterildi. Onun da tamamını göremedik. Not bile alamadı arkadaşlarımız. Şunu yaptılar: Bir sayfa gösterip bunun üzerine çalışıyoruz dediler. Olan budur. Evet Abdullah Öcalan yol haritası dedi ama ne HDP ne de Kandil bunu görebilmiş değil. Bu yalana kimse bizi alet etmesin. Ellerindeki tutanakları açıklasınlar.”


‘HÜKÜMETTE BİZİ İSTEMEYENLER VAR’

“Hükümet içinde iki kanat var. Biri bizi istemiyor, çiğlik yapıyor. Bizden rahatsız. Ona şüphem yok. Bir de aklı başında bir ekip de var. Onlar yaptığımız dürüst çalışmaların farkında. Özellikle şahsımı hedef alıyorlar. Amaçları sadece benim siyaset dışı bırakılmam değil, benim şahsımda tabanımıza karşı da psikolojik savaş yürütüyorlar. Büyüme potansiyeli gösteren partinin önü kesilmek isteniyor. Müzakere sürecinde bizi takatsiz bırakmaya çalışıyorlar.”

‘BİZİ DEĞİL ABD ’NİN SÖZÜNÜ DİNLİYORLAR’

“Biz de, milyonlarca kişi de ‘Yardım yapılacaksa Türkiye üzerinden yapılmalı’ dedik. Çünkü sorunları çözme açısından en makul olanı buydu. Silah ulaşması sağlansa barış kardeşlik adına çok güçlü bir mesaj olacaktı. Çünkü IŞİD oradan eninde sonunda gidecekti. Ben istedim ki bu Türkiye üzerinden yapılsın. Fırsatı kaçırdılar. Şimdi de mecburen yapılan açıklamalarla durumu kurtarmaya çalışıyorlar. Türk’üyle, Kürt’üyle milyonlarca vatandaş ‘Kobani’ye yardım edilsin’ diye çağrı yaptı. Hükümet bizi dinlemedi ama sonunda ABD’nin sözünden çıkmadığını da gösterdi. ABD onları mecbur bıraktı. Bizim sözümüzün kıymeti yok ama ABD’li dayatınca oluyor.”

“Hem Kobani meselesi, hem de çözüm süreci toparlanmayacak bir noktada değil. Siyaset, kapris, kin, intikam işi değil. Küserek, kızarak siyaset yapılmaz. Her iki konunun da doğru yöne gitmesi için hükümetin doğru adımlar atması gerekiyor. Kırılan güven yeniden geri gelmeli. Çözüm süreci sözlerle değil, adımlarla yürümeli.”

Tarih: 23-10-2014 10:46

Devamını Oku...
N.A Haber
Türk medyasında yer alan bir habere göre, Peşmerge güçlerinin Kobani'ye geçişinin bu gece gerçekleştirileceği iddia edildi. HaberTürk'te yer alan haber şu şekilde devam ediyor.

Türkiye'nin kontrolünde güvenli bir noktada toplanan peşmergeler, bu gece Kobani'ye geçirilmeye başlanacak. Geçiş yapacak peşmergeler, savaş için özel yetiştirilen "Zerevani" grubundan.

Türkiye'nin açtığı koridordan Kobani'ye bu geceden itibaren peşmerge geçişleri başlayacak. Türkiye'nin belirleyeceği geçiş güzergâhı üzerindeki değerlendirmeler sürerken, ilk aşamada Kobani'ye Türkiye kontrolünde bin 500 dolayında bir grup geçirilmesi planlanıyor. Önce peşmergelerin 750'şer kişilik iki grup halinde Kobani'ye geçirilmesi planlandı. Ancak kalabalık grupların, bombalara açık hedef oluşturabileceği de değerlendiriliyor. Bu nedenle daha küçük gruplara ayrılarak parça parça geçiş olabileceği de ifade ediliyor.

GÜVENLİ NOKTADA TOPLANDI

Geçişi sağlanacak peşmergelerin, Türkiye'nin kontrolünde güvenli bir noktada toplandığı belirtildi. Suruç'tan PYD'nin kontrolündeki bölgeye geçirilecek olan peşmergenin, IŞİD'in hâkim olduğu bölgenin güney kısımlarına doğru ilerletilmesinin hedeflendiği kaydedildi. Peşmerge güçlerinin geçişi sırasında havadan da güvenlik koridoru oluşturulacağı öğrenildi.

PARLAMENTODAN İZİN

Peşmergenin Kobani'ye geçişi öncesi dün Federal Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde de hareketli saatler yaşandı. Federal Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, Kürt Parlamentosu'ndan peşmerge gücünün Kobani'ye gönderilmesi için onay istedi. Parlamento oy birliği ile peşmergenin Türkiye üzerinden Kobani'ye gidişine izin verdi.Tezkere kapsamında Kobani'ye geçecek olan peşmerge gücü, Barzani'nin kardeşi Sidat Barzani komutasındaki Peşmerge Birinci Destek Birliği'nden oluşacak.

SAVAŞ İÇİN ÖZEL YETİŞTİRİLEN GRUP

Savaş için özel yetiştirilen ve "Zerevani" adlı verilen 3 bin kişilik peşmerge gücünün tamamı ağır silah eğitimi alıyor.

Kaynak: HaberTürk

Tarih: 23-10-2014 08:47

Devamını Oku...
N.A Haber
Çözüm sürecine ilişkin gelişmeleri, Kobanê eylemleri ve sonrasında yaşananlar ile yeni şiddet yasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan aydın ve akademisyenler, hükümetin baskıcı politikalar uygulamaya devam ettiğine dikkat çektiler.

Avrupa Süryaniler Birliği Türkiye Sorumlusu Tuna Çelik, ülkede ve bölgede barışa en fazla ihtiyaç duyulan bir dönemden geçildiğini belirterek, barışın inşa edilmesi için ciddi bir demokrasi gelişiminin sağlanması gerektiğini ifade etti. Kobanê’de IŞİD çetelerinin saldırılarına dikkat çeken Çelik, “Yaşananlara sessiz kalmak yapılabilecek en kötü şeydir. Dış ülkeler her ne kadar görmek istemese de bu gün Kobanê’de bir direniş var. Bu sadece Kobanê direnişi değil, halkların direnişidir” diye konuştu.

‘SÜREÇLE İLGİLİ BİR AŞAMA KATEDİLMEDİ’

Çözüm süreci ile ilgili olarak, gelinen aşamada bir ilerlemenin katedilmediğine de vurgu yapan Çelik, iktidarın oyalama politikasından vazgeçmediğini söyledi. Devletin müzakerelere yanaşmadığını belirten Çelik, tek taraflı çözümün mümkün olamayacağını söyledi. Yeni şiddet yasası ile ilgili olarak da Çelik, “Güvenliği sağlamak ile görevli polisin hiçbir alanda şiddet kullanması kabul edilemez. Güvenlik silah ile şiddet ile sağlanamaz. Bu barışa zarar veren, baskıcı bir adımdır. Bu yasadan derhal vazgeçilmelidir” diye konuştu.

Doçent Doktor Ayşe Maya Arakon ise çözüm sürecini, “Kırılgan bir süreç” şeklinde niteleyerek, hükümetin de bu çerçevede yaklaşması gerektiğini ancak olumlu anlamda herhangi bir adım atılmadığını söyledi. Arakon, Kobanê olaylarında barışın içselleştirilmediğinin ve ‘90’ların egemen olan dilinin halen yerini koruduğunu vurguladı. Yeni şiddet yasası ile ilgili gelişmelere de değinen Arakon, “Polisin ‘makul suçlunun’ içini nasıl dolduracağı önemli. Bu hukuka ve insan haklarına aykırı bir durum. Ciddi bir şüphe durumu olmamasına rağmen bu tür cezaların verilmesi AB’ye aday olan Türkiye’nin antidemokratik uygulamaları arasında yer alacak. Bu durum Türkiye’yi polis devleti olma yoluna götürür. Bu da tehlikeli bir durum” değerlendirmesinde bulundu.

‘ÇÖZÜM SÜRECİNİN TERSİNE TAVIR’

Sivas Madımak’ta hayatını kaybeden aydınlardan Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok ise Türkiye’de acının ve hak ihlalleri çeşitliliğinin dorukta olduğu bir dönemin yaşandığına dikkat çekerek, Kobanê’de yaşanılanları süreçten ayrı düşünmenin mümkün olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Ankara’nın Kobani ile ne alakası var” sözlerini hatırlatan Altıok, “Bunu dediğinizde çözümün bir parçası olmak isteyen, dünya ve toplumsal barışın bir parçası olmak isteyenin, akrabalarının bulunduğu bir toprakta çekilen acılara kulak tıkaması kabul edilemez” dedi. İktidarın çözüm sürecinin tersine bir tutum takındığına işaret eden Altıok, “Bu da gerçek bakışlarını yansıtıyor” dedi. Barışın egemenlerin “Eğer uslu dururlarsa bahşedeceğiz” diyebileceği bir şey olmadığını söyleyen Altıok, “Barış için halkların yan yanalığı, ortak akıl ve dil bütünlüğünün sağlanması gerekiyor” diye konuştu.

(DİHA)

Tarih: 23-10-2014 08:33

Devamını Oku...
N.A Haber
BD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf'a, günlük basın brifinginde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Kürt güçlere havadan silah yardımının yanlış olduğu” yönündeki açıklamaları soruldu.

Harf, “Yaptığınızın yanlış olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna ‘asla’ cevabını verdi. Barack Obama’nın Kobanê’de çaresiz durumdaki savaşçılara yardımın neden acil ve gerekli olduğunu Erdoğan’a açıkça bildirdiğini dile getiren Harf, “Türk hükümeti kendi adına konuşabilir. IŞİD’in Türkiye sınırı boyunca daha fazla bölgeye hakim olmasına izin vermek Suriye’deki toplulukları tehlikeye sokar ve Türkiye ile IŞİD’in yok edilmesi ve ılımlı muhaliflerin güçlendirilmesine yönelik ortak çıkarlarımıza tehdit oluşturur. Yani burada hepimizin çıkarı söz konusu” dedi.

YPG güçlerine ek silah yardımı konusunda açık kapı bırakan Harf, “Hiçbir seçeneği masanın dışında tutmuyoruz. Belki yaparız, belki yapmayız. Sadece şu anda yardımın gerekip gerekmeyeceğini bilemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Askeri operasyonların bazı riskler taşıyabileceğini vurgulayan Harf, hiçbir şey yapmama alternatifinin bir seçenek olarak uygun olmayacağını söyledi. Harf, “Bu basit ölçekli bir risk. Çok az miktar başkalarının eline geçmiş olabilir” dedi.

(Washington/CİHAN)

PENTAGON DOĞRULADI

ABD Savunma Bakanlığı (PENTAGON), Suriye'nin Türkiye sınırındaki Kobanê bölgesinde IŞİD'e karşı savaşan YPG güçlerine, C-130 tipi uçaklarla havadan paraşütlerle attığı, içi silah ve mühimmat dolu konteynerlerden birinin IŞİD'in eline geçtiğini doğruladı.

Pentagon Sözcüsü Albay Steev Warren, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Dün yanlış bölgeye düşen konteynerin havadan vurularak yol edildiğini bildirmiştik. Bunun ardından gönderilen yardımların seyrini bir kez daha gözden geçirdik. İkinci bir konteynerin daha yanlış yere düştüğünü ve düşmanın eline geçtiğini belirledik" dedi. Konteynerin el bombalar, roket başlıkları, mermiler ve hafif silahlar içerdiği belirtildi.

ABD'nin havadan başlattığı desteğin ardından, IŞİD sosyal medyada bir video yayınlayarak, ABD'nin havadan attığı silahların kendi ellerine geçtiğini göstermişti.

(New York/DHA)

Tarih: 23-10-2014 08:32

Devamını Oku...
N.A Haber
Kürdistan Bölgesi Peşmerge Güçleri ile IŞİD Üyeleri arasında Musul Barajı cephesinde çıkan çatışmada, Abdulbari Hakawi adlı IŞİD emiri ile birçok örgüt mensubu öldürüldü. Olayda ayrıca halk arasında "Kafa Kesen" olarak ünlenen üst düzey komutan da öldürüldü.

SERT ÇATIŞMALAR

Musul Barajı yakınlarında bugün Peşmrege Güçleri ile IŞİD üyeleri arasında sert çatışmalar yaşandı.

ÜST DÜZEY İSİMLERE AĞIR DARBE

Bölgedeki üst düzey peşmerge yetkilisi, IŞİD'in "Ebu Kahtan" olarak bilinen Tel Hey sorumlusu Abdulbari Hakawi ile örgütün iki üst düzey askeri sorumlusunun öldürüldüğünü söyledi. Yetkili, "Öldürülen kişilerden birisi, halk arasında kafa kesmeyle anılan kişilerden biri" dedi.

EMİRİN YARDIMCI DA ÖLDÜ

Peşmerge yetkilisi, öldürülenler arasında Ebu Kahtan'ın (Abdulbari Hakawi) yardımcısı Mahr Ebu Casım'ın da olduğunu söyledi.

PEŞMERGEDEN BÜYÜK BAŞARI

Peşmerge güçleri daha önceki birçok çatışmada da bazı IŞİD emirlerini ve üst düzey yetkilisini öldürmüştü.

Tarih: 23-10-2014 00:23

Devamını Oku...
N.A Haber
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf, ABD'nin Kobani'deki güçlere yaptığı havadan silah ve tıbbi malzeme yardım konteynerlerinden birinin IŞİD'in eline geçmiş olabileceğini belirterek, "Tüm askeri misyonlar bazı riskler içerir. Bunun alternatifi ise hiçbir şey yapmamak. Bunun geçerli bir seçenek olduğunu düşünmüyorum" dedi.

Harf’e günlük basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, havadan atılan silahların bir kısmının IŞİD'in eline geçtiğini ABD'nin de kabul ettiği yönündeki sözleri soruldu.

ABD Başkanı Barack Obama’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon görüşmesinde, Kobani’de çaresiz durumdaki savaşçılara takviye yapmanın hayati ve acil önemde olduğunu açıkça belirttiğini aktaran Harf, IŞİD’in Türkiye sınırında daha fazla bölgeyi ele geçirmesine izin vermenin, daha fazla Suriyeli toplulukları tehlikeye sokacağını ve IŞİD’i yenilgiye uğratma ve ılımlı muhalifleri güçlendirme noktasında Türkiye ile ortak çıkarlarını tehdit edeceğini kaydederek, "Bizim oradaki tüm çıkarımız bu" diye konuştu.

Kobani’ye havadan yardımların devam edip etmeyeceği sorularını yanıtsız bırakan Harf, Pentagon’un havadan atılan konteynerlerden bir değil ikisinin IŞİD tarafına düştüğü ve bunlardan sadece birinin yok edilebildiğine yönelik yeni açıklamasının hatırlatılması üzerine, Pentagon'un açıklamasına atıf yaparak, "İkinci konteyner IŞİD tarafından ele geçirilmiş olabilir. Dünkü video, kayıp olan konteynere ait olabilir. Ancak, bunların Amerikan yapımı silahlar olduğuna yönelik iddialar doğru değil, çünkü havadan gönderilen silahlar Amerikan yapımı silahlar değil" ifadesini kullandı.

Askeri misyonlar risk içerir ama alternatifi de hiçbir şey yapmamak

Harf, başka bir soru üzerine, tüm askeri misyonların bazı riskler içerdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak bunun alternatifi hiçbir şey yapmamak, Kobani ve çevresinde IŞİD’i geri püskürtmeye çalışan bu savaşçıların, ihtiyaçları olan silah ve cephanelik ile tıbbi gerekçelere sahip olduklarından emin olmamaktır. Bunun geçerli bir seçenek olduğunu düşünmüyorum. Bu küçük bir risk. Bu meselede de (Kobani'de kaybedilen konteyner) çok küçük miktar başkalarının eline geçmiş olabilir ama adım atmaya yönelik önde gelen ulusal güvenlik zorunlulukları yeteri kadar önemli."

Harf, başka bir soru üzerine, Kürdistan Peşmergelerinin Kobane'ye geçişinin ne zaman olabileceği konusunu Türkiye ile konuştuklarını ifade etti.

Türkiye’nin koalisyonun değerli bir ortağı olduğunu dile getiren Harf, Türkiye’nin bu mücadelenin birçok ayağında çeşitli adımlar attığını hatırlattı. Harf, "Türkiye stratejik müttefik ve IŞİD’i tamamen yenilgiye uğratmada aynı amacı paylaşıyoruz. Bir tür eşiği geçmek için listedeki her bir maddeyi yerine getirmeleri gerektiği gibi bir durum yok. Çok önemli olan değerli adımlar atıyorlar" dedi.

Harf, bir soru üzerine, havadan silah yardımları operasyonunu başarılı bulduklarını kaydetti.

Tarih: 22-10-2014 23:07

Devamını Oku...
N.A Haber
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığından (CENTCOM), terör örgütü IŞİD’in Güney Kürdistan ve Batı Kürdistan'daki hedeflerine 18 yeni hava saldırısı düzenlendiği bildirildi.

CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, dün ve bugün örgütün Kobane hedeflerine savaş ve bombardıman uçaklarıyla 6 saldırı gerçekleştiren ABD ordusunun, koalisyon güçleriyle de Güney Kürdistan'daki hedeflere, 12 hava saldırısında bulunduğu belirtildi.

saldırıların Kobani yakınlarında düzenlendiği, IŞİD’in muharebe mevzileri, binası, lojistik merkezi ve 2 aracının imha edildiği ifade edildi.

Irak’ta da tüm saldırıların Musul Barajı yakınlarında gerçekleştirildiği, örgütün geniş bir ünitesi, havan topu fırlatma mevzisi, birçok mevzi ve 3 aracın vurulduğu kaydedildi.

CENTCOM açıklamasında, saldırıların terör örgütü IŞİD’in Irak ve Kürt Bölgeleri'ne uluslararası topluma yönelik tehdidini yok etmek için düzenlenen "Doğal Kararlılık" operasyonlarının bir parçası olduğu, Suriye ve Irak’ta hedeflerin vurulmasının örgütün operasyonlarına devam etmesini sınırlandırdığı aktarıldı.

Çatışmalar kentin doğu ve güneydoğu kısmında şiddetlendi

Kobani'de terör örgütü IŞİD ile YPG arasındaki çatışmalar kentin doğu ve güneydoğu kısmında şiddetlendi.

İki grup arasında yaklaşık bir ay önce başlayan çatışmalar, IŞİD'in bir bölümünü kontrol ettiği ilçenin doğu kısmı ve Kürt gurupların kontrolünde olan güneydoğu kesiminde yoğunlaştı.

Bölgede keşif uçuşu yapan ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları, kentin doğusunda bulunan ve Türkiye sınırına yakın IŞİD mevzilerini bombaladı.

Akşam saatlerinde ise IŞİD tekrar Kürt gurupların karargahı ve mühimmatının bulunduğu güneydoğu bölgesine yoğun havan saldırısı düzenledi. Saldırının ardından doğu ve güneydoğu bölgesindeki çatışmalar şiddetlendi.

Tarih: 22-10-2014 21:28

Devamını Oku...
N.A Haber
HDP milletvekili ve İmralı heyetinin değişmez isimlerinden Sırrı Süreyya Önder, Öcalan'ın 5 kişilik bir sekreteryasının olacağını açıkladı. Sekreteryada mevcut İmralı heyeti ile Hatip Dicle olacak.

HDP milletvekili ve İmralı heyetinin değişmez isimlerinden Sırrı Süreyya Önder CNNTÜRK'te soruları yanıtladı. Önder, son günlerde PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı Adası'ndaki cezaevi şartlarıyla ilgili soruya "Şartları değişmedi, yaklaşık 20'nin üzerinde görüşme yaptık, Hepsini ayrı yerde yaptık. Toplasanız 15 metrekare bir alanda kalıyor" dedi.

"Öcalan'ın şartları değişecek mi?" sorusuna ise, "Değişecek mi değil, villa milla değil.. Değişmeli. Barışı inşa etmeye çalışıyor bir insan. Tüm bu kısıtlı koşullara rağmen yapmaya çalışıyor. Çalışmalar yapması lazım, araştırmalar yapması lazım. Sayın Öcalan'ın talebi olmamalı. Ülke olarak bizim talebimiz olmalı. Barışın en önemli teminatı. Gözbebeği olarak üzerine titremeliyiz" yanıtını verdi.
Öcalan'ın her akşam 10'da yatıp sabah 6'da kalktığını aktaran Önder, "Televizyon izliyor. Başlıca haber kanallarını izliyor" dedi.

Sırrı Süreyya Önder, Öcalan'a sekreteryaya ihtiyacı konusunda ise "Büyük bir müzakere sürecine girilecek. Bozucu alanlar masaya yatırılacak. Bunlara çözüm seçenekleri üretilecek. Yukarıdan aşağı hiçbir barış önerisinin kalıcı olması mümkün değil. Kendisi 9 ana başlıkta, güvenlik eğitim, kadın, hakikatle yüzleşme gibi başlıklar için Pervin Buldan, ben, İdris Baluken olacak. Kadın hareketinden bir arkadaş. Hatip Dicle olacak, sekreterya böyle olacak. Devletle görüşmeleri siyasetle görüşmeleri yapacak. 5 kişilik sekreterya müzakere heyetinin de bir parçası olacak" dedi.
Sekreteryanın ne zaman çalışmaya başlayacağını dair soruya ise "Önümüzdeki haftadan itibaren devreye girmeli diye düşünüyorum" yanıtını verdi.

'Müzakere heyetinde Kandil’den bir temsilci olacak mı?' sorusu üzerine “Şu an konuşulmadı. Ama olmalı” diyen Önder, sekreteryanın haftada 3-4 gün çalışabileceğini söyledi.
Sırrı Süreyya Önder, Kobani eylemlerinde yaşananlarla ilgili soruları yanıtlarken, hükümetin tutumunu eleştirdi. Güvenlik güçlerinin Kobani'den kaçanların Türkiye'ye sığınması sırasında yaşananların kırılma noktası olduğunu söyledi:

"Hem Öcalan hem biz hem kandil hem bölge halkı Kobani duyarlılığını en yüksek volümle muhataplarımıza anlatmaya başladık. Hükümet güven oyu almadan öncesine kadar gidelim. Kobani Suruç’un mahallesidir. Biz bu durumu devlet katında dile getirdik. Bir ara bu insani yardım koridoru için PYD’ye Türkiye söz verdi. Bu PYD’nin talebi, Türkiye’nin alandaki olumlu yaklaşımıydı. İlk buradaki kırılma polis ve jandarma istisnasız o alana yaklaşan çünkü herkes oraya gitti, jandarma herkesi gazladı. Biz bunu yapmayın dedik. Türkiye’nin IŞİD’e yardım ettiği yaklaşımı enreden çıktı diyorlar ya, en önemlisi oradan çıktı. Sınırdan uzaklaştırma ve gazlama çabaları olunca muhataplarımıza şunu önerdik, ortak bir tahsis edelm burada çadırlarımız olsun, mutfak olsun, ilk yardım çadırı olsun. Birlikte kararlaştıralım. Ondan sonra halk şöyle düşündü. 'Bunlar bizi sınırdan uzaklaştırmak istiyor, burada bir şey dönüyor' diye düşündü. Bunu muhataplarımıza kavratamadık."
Kaynak: CNNTÜRK

Tarih: 22-10-2014 20:16

Devamını Oku...
N.A Haber
Mesud Barzani başkanlığında bugün toplanan Rojavalı taraflar, anlaşma metnini imzaladı.

Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) resmi sayfasında yer alan habere göre, anlaşma imzalndıktan sonra Başkan Barzani Rojavalı taraflara, “Kürtler’in bir yerdeki başarısı tüm Kürt milletinin başarısıdır. Bizler elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

Mesud Barzani, Duhok’te imzalanan anlaşmanın “büyük, değerli ve tarihi olduğunu” söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu anlaşma, Kürtler’in birliğini istemeyen ve devamlı Kürtler arasında kargaşa çıkarmak isteyen düşmanlara bir cevaptır.”

Bilindiği üzere, Kürdistan Bölgesi’nin Duhok kentinde toplanan Rojava’nın parti ve siyasi oluşumları, ortak yönetim, ortak askeri güç ve siyasi birlik konusunda anlaşmaya vardı.

Taraflar, 9'uncu gününe giren toplantı sonucunda, ortak yönetim, ortak güç ve siyasi birlik kararı aldı.

Siyasi karar mekanizmasına 12’si TEV-DEM’den, 2’si de ENKS’den toplam 24 kişi seçildi.
Anlaşmaya göre, geri kalan 6 kişiyi de TEV-DEM ve ENKS’den seçilen 24 kişi belirleyecek.

Taraflar, 9 gündür Duhok’ta toplantılar gerçekleştiriyordu. (rudaw)

Tarih: 22-10-2014 19:32

Devamını Oku...
Nerinaazad.com Yazarları
KAPAT
KAPAT