TEV-DEM ve ENKS’den Talabani'ye Ziyaret IŞİD Hedeflerine 22 Saldırı Kürtlerin İkiz Kulesi Peşmergeden IŞİD'e Aynı Günde İki Darbe 210 Kobanêli aile Herir’e ulaştı Çatışmalar sınır kapısı yakınlarında yoğunlaştı YPG’den pusu; 25 IŞİD’li öldürüldü KCK: Duhok’ta varılan anlaşma Kürt birliği için olumlu zemin yaratmıştır Peşmerge Birlikleri Zummar'da Pesmerge bakanlığı: Peşmergenin gideceği Tarih Belli değil Peşmerge Kobani'ye destek için 'yarın(Pazar) yola çıkıyor' Peşmergeden IŞİD'e Büyük Saldırı
Dursun Ali Küçük
İnadına birlik inadına Kürdistan iç barışı…

Bakınız Kürtler, sizi sömürge edenler sizin hiç bir zaman birleşmenizi istemezler.

Kürtlerin kan davaları bile onların lehinedir. Tahrik ediyorlardı. Kan davalarını isteyen siyasal ve ulusal birlik hiç istemezler. Kürtlerin bölünmesi ve çatıştırılması için çok senaryolar uygulanmaya kondu. Kürtlerin her çatışması ve birbirine kinle nefretle yaklaşması onları mutlu etti.

Üstelik bu da yetmiyormuş gibi, bir direniş biraz güçlenince kendi içinde birleşip bizlere yöneldiler. Kürdistan üzerinde sömürgeci rejimler birlik kuruyordu.

Son yıllarda sömürgecilerin birliğinden gedik açıldı. Irak ve Suriye rejimleri devrildi ve biri gücünü yitirdi. İran ve TC bölge için kapışıyor. Kürdistan sorunu ve Kürdistan federasyonu uluslararası bir boyut ve destek kazandı. Aynısını Batı Kürdistan yakalamak üzeredir.

*Çatlayanlar çatlasın

Baksanıza sömürgeci rejimleri sadece değil, solcuları ve islamcıları da bize akıl veriyor.

Kürdistan ın hangi parçası uluslarası ilişki yakalasa hemen bunu işbirlikçilik ile damgalayıp bize kendi sömürgecilerimizi ve kendilerinin egemenlerini salık veriyorlar.

En akıllı Türk gazetecileri, solcuları ve islamcıları aynen değişik biçimde şunu vurguluyorlar: Türkiye bu sorunu çözsün, diğer uluslararası güçler karışmadan kendi kendimize çözelim. Çözmenin adınıda tam koymuyorlar. Aşağı yukarı sağlı sollu partileri gibi düşünüyorlar. Kürdistan’da işgal son bulsun diyen oldukça azdır. Genel nüfusa göre sözü bile edilemez.

TC, özellikle son dönemler Kürtistan partilerinin birliğini istemiyor. Sağlı sollu ve İslamcı katılımlarla Kürdistani partiler arasında çelişkiler körükleniyor. Neredeyse çatışmanın eşiğine kadar getirdiler.

İlgimi çeken bir şey var: eskiden beri Türkiye solu ve bazı Kürtler açısından Güney Kürdistan hep kötüleniyordu. Üstelik 2003 te Kürdistan kurtulduğunda TC de aşiretler, kendilerini yönetemezler diye küçümseyip, işgal kararı çıkarmışlardı. ABD ve Batı olmasa ezerlerdi. Kürdistan federasyonu TC, İran ve Suriye nin ezme ve bastırma çabalarına rağmen yaşadı. Bunda uluslararsı güçlerin Kürdistan’a desteği belirleyicidir.

Batı Kürdistan: Burada birlik düşmanlarımız istemiyor. TC burada fiilen kazanılan statüye İŞİD vb İslamcı çeteler aracılığıyla son vermek istiyordu. Kobaniyi İŞİD e işgal ettirip Batı Kürdistanı tümden işgal etmek istiyordu. Bunları son süreçte yakınen yaşadık ve geçiyorum.

TC nin derdi İlamcı kesimler aracılığı ve ÖSO ile rejimi götürmek ve arka bahçe oluşturup Batı Kürdistan statüsüne son vermektir. Hala da planı budur. Tutmaz o ayrı bir konu…

*Bu dünyada hiç bir güç tek başına yaşayamaz

Türk-Arap ve Farsların hep bizi yalnız görmek istediklerinin altını çizmiştim. Batı Kürdistan’a ABD desteği ve AB desteği sağlandı ve en önemlisi Mesut Barzani öncülüğünde PYD ve ENKS arasınsa siyasi, ulusal ve askeri boyutu olan otak güç oluşturma anlaşması imzalandı ve tam yerindedir. Bunun arkasında durmalıyız ve teşvik etmeliyiz.

TC, Esad, İran vb bu anlaşmayı beğenmediği açıktır. Onların istemediği birşey ise demek ki en basitinden Kürt partileri doğru yoldadır.

Eski bir TKP li türkçü, ABD bombaları “Kobaniye düşmüşse orada devrim yoktur ve ben desteklemiyorum” demektedir.Yine bu tipler en çok Kürdistan federasyonuna karşıdırlar.

Başka bazı solcular:KDP ve ABD nin olduğu bir cephede yer almayı sözüm ona eleştiriyorlar.

İlamcı sözde ümmetçiler: ABD ve Batı, İsrail’i bahane ederek Kürdistan ın birliğine karşı çıkıyorlar.

Sömrügeci egemenleri anlıyoruz. Onlar hiç bir zaman Kürdistan’ın yanında olamaz. Diğerleri ittifak ve birlik önerirken, ABD ve AB ile ilişkilenmemize karşı çıkarken somut olarak önerdikleri bir birlik yok.

Sonuç: Egemen ve sömürgeci rejimlerinin etrafında kümelenmiş sahte birlikteliklerle bize karşı çıkıyorlar. Bizi, bu birliklerin devamına davet ediyorlar.

Sömürgecilerin korusu eşliğinde Kürtleri yalnızlaştırma ve tecrit politikası uyguluyorlar.

*ABD ve BATI olmasaydı Kürdistan federasyonu olamazdı

Evet, aynen böyledir. Kim bundan ne sonuç çıkarırsa çıkarsın. Kürdistan federasyonu kendi dinamikleriyle bunun yararını görmüştür. Ve ABD ve batı desteği sürmeseydi, bölgenin sömürgheci devletleri Kürdistan federasyonunu çoktan yıkardı. TC eliyle son İŞİD ve Arap denemsi böyle bir oyundu.

Batı Kürdistan’a tek başına yaşıyamaz. Kobanide istediğin kadar destan yaratabilir ve kahramanlık gösterebilirsin. Koalisyon güçlerin desteği batı Kürdistan dinamiği ile birleştiği oranda zaferi kesinleştirmiş oluruz.

Kürdistan direnmiş, kahramanlık yapmış am hep yalnız bırakıldığı zaman kaybetmiştir.

Sömrügecilerin ve onların sağlı-sollu ve islamcı yan detekçilerin uluslarası küresel güçlerin desteğini Kürdistanın kazanmasına neden karşı çıktıklarını artık anlamalıyız.

Yüzyıllardır ezildik, direnişlerimiz bastırldı, darağaçlarını boyladık. Sürgünleri yaşadık. Kürdistan da kiirli savaş devam ediyor. Bu savaşa karşı Arap-fars ve Türkleri sokaklara dökebildiniz mi? Yuvarlak söylersem Arap-Fars-Türklerin % 95 sağlı, sollu ve islamcı nilliyetçilerdir. Çoğunluk ırkçı ve şövenisttir. Ço azıcık karşı olanlar bu gerçek tabloyu değiştiremez. Reel konuşacak olursak durum özünde bundan ibarettir. Bu ezici çoğunluk eşitlik, özgürlük ve karrdeşlik temelinde bir birlik istemez. Arap-Türk ve Farsların neyi varsa Kürtlerinde aynı haklarınının olmasını sitemez.

Ondan dolayıdırlar ki; sömürgeci rejimler ve onun etrafında ayrılmayan düşünce ve poltikaların çoğu bizi yalnızlığa itmektedir. Şimdiye kadar yaptıkları gibi kolayca ezmek için.

Batı Kürdistan koalisyon güçleri ve ABD ve AB nin desteğini arkasına alarak, Kürdistan federasyonu ile iyi ilişkiler kurarak federasyona doğüru yüryebilir. Esad kalısa Esad onu götürrülerse kurulacak yeni iktidarla federasyon ilişkleri temelinde yer alabilir. Kürdistan federasyonu uluslarası destekle kurulmuş olur.

İç dinamikler dış dinamiklerle buluştuğu zaman başarı ve zafer kazanırsın. Bu gün bu var.

*Bölge bataklığını salık verenlerden değiliz:

Irak’da ABD müdahalesi ile Saddam diktatörlüğü götürüldüğü için Kürdistan federsyonunun oluşması garantilendi. Suriye rejimi oldukça hırpalandığı için Batı Kürdistan’ın fiili durumu ortaya çıktı. Bunların öyle kardeşlik ve birlik naralarıyla gerçekleşmediğini hep birlikte yaşadık.Türkiye ve İran başta olmak üzere Arap-Türk- Farslar Kürtlerin müttefiki değildir. Ve olmakta istemiyorlar. Mevcut veriler hala bu şekilde yürüyor.

Batı Kürdistan açısından uluslarası güvence Koalisyon güçleridir. Yanlış ata oyndığınız ve oynamaya kalktığınız an kaybedirsiniz. Kürdistani birlik ve iç barış diğer önemli bir güvencedir. Bunu ördüğünüz zaman Suriye rejiminin gitmesi veya kalmasının tercih edilmesi Batı Kürdiatn ın sağlamlaştıracağı statüsünü ortadan kaldırmaz.

ABD,AB vb Kürtlerle ortadoğu’da çıkarları gereği ortaklık kurar. Onların poltikasında Kürdistan’a yer vardır. Gerisi Kürdistan ve Kürtlerin başarılı poltika uygulamasına kalmıştır.

İran ve TC de Kürdistan’a yer yoktur. Ortaklık değil, biraz yamalayarak sömürgeciliği devam ettirmek istiyorlar.Barış, anlaşma ve ortaklılıklara sistemleri hala uygun değildir.

dursunali11@hotmail,com
Dursun Ali Küçük, 25.10.2014

Tarih: 25-10-2014 19:56

Devamını Oku...
M. Hüseyin Taysun
ABD’nin başını çektiği küresel güçlerin, 2003 yılından bu yana Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Yakın Doğu da kendilerinin gelecek dönemler için yaptıkları çıkar hesaplarını önceleyerek, ancak bahsi geçen bölgeler de kısmi bir değişim ve demokratikleşmeyi de içeren bir plan çerçevesin de Irak’a müdahale ettiği bilinmektedir.

Bahsi geçen bu çok kapsamlı ve çok boyutlu planın ilk fitilinin, Irak müdahalesinin hemen sonrasın da Tunus ta ateşlendiğini biliyoruz. Tunus ta başlatılıp giderek Kuzey Afrika ve Orta Doğu’nun tüm coğrafyasına yayılan ve adına Arap Baharı denilen bu değişim ve demokratikleşme dalgası, çağımızın en acımasız diktatörlerinden Beşer ESED’in yönettiği Suriye’ye ulaştığın da, başta Kürdistanlılar olmak üzere, için de ESED’in de olduğu diktatörlerin zulmüne muhatap olmuş tüm mazlum milletler ve demokratik çevreler tarafından büyük bir memnunluk ve umutla karşılanmıştı.

ABD ve Batılı devletler tarafından başlatılıp, bir kısım yerel güçler tarafından da desteklenen bu değişim hareketi, beklenilenden daha hızlı bir yayılma gösterirken, bölgede ki mevcut statükonun bozulması şartların da çıkarları zarar görecek olan Rusya, Çin gibi devletleri oldukça fazla rahatsız etmesi ile birlikte, özellikle Kürdistan topraklarının işgalcisi durumunda ki İran, Türkiye, Suriye ve Merkezi Irak yönetimlerinde de olağan üstü bir paniğe neden olmuştu.

Olaylar bu minval de seyredip gelişirken, yüz yıllardır kendi topraklarında köle durumun da tutulan Kürd halkının ve Kürdleri özgürleştirme iddiasın da olan siyasi parti ve çevrelerin önüne tarihi bir fırsatın çıkması olarak değerlendirebiliriz. Doğru ittifaklar ve akılcı bir siyaset tarzıyla süreci değerlendirip müdahil olmaları koşullarında da, böylesi bir değişim dalgasının statükocuları tarihin çöplüğüne gönderebilme fırsatı yaratmış olması itibarıyla büyük önem taşıdığı bilinmektedir.

İşte bu karmaşık gibi görünen ama Kürdlerin lehine gelişen bu durum karşısın da bölge ülkeleri, yine bölge de çıkarları olan milletler ve bu değişim dalgasından azami ölçüler de yararlanıp zulümden kurtulmak veya özgürleşmek isteyen çevrelerin, yeni ve doğru pozisyonlar almaya ve kendi konumlarını güçlendirebilmek üzere, yeni politikalar üretmeye mecbur kılmaktaydı. Ancak bu süreçte küresel güçlerin bölge devletleri ve bölgede ki mağdur milletler ve onları temsil iddiasın da olan siyasi çevrelere göre çok daha hazırlıklı, programlı ve donanımlı oldukları çok kısa zaman da ortaya çıktı.

İşte tam da bu fırsatlarla dolu bu tarihi süreçte, ne yazık ki Kürd siyasal ve ulusal birlikteliği sağlanamamış ve Kürdler bütünlüklü olarak birlikte bu süreci karşılayamamışlardır. Bir taraftan Kürdlerin önüne çıkan bu tarihi fırsatı milli duruşları ve yılların mücadele deneyimleriyle ABD ve diğer batılı güçlerle akılcı bir siyaset izlenerek stratejik temel de ittifaka dönüştüren Güneyli güçler (KDP,YNK), diğer taraftan ise şimdiye kadar sömürgeci güçlerin taşeronu olmaktan kendini arındıramamış ve aynı zaman da ESED ailesine ve muhaberata kendisini borçlu hisseden, Öcalan ve PKK hareketi farklı farklı yerler de pozisyon almışlardır.

Kürdlere tarih boyunca kaybettiren bu parçalı yapı, ne yazık ki bir kez daha Kürd halkının büyük acılar çekmesine sebep olmuştur. Öcalan ve PKK’nin sadece kendi örgütsel yapısını güçlendirmek üzere bina ettiği bu entegrasyoncu anlayış, bir kez daha Kürdlerin birliği karşısın da büyük bir bariyer olarak işlevini sürdürmüştür. Ancak IŞİD’in gerek Güney Kürdistan’a ve gerekse Güney Batı Kürdistan’a vahşice saldırıları sonucu yaşanan büyük acı, sürgün ve trajedi bir bütünen Kürd halkın da infial yarattığı gibi, birbirlerini sahiplenme doğrultusun da ki milli refleksleri, PKK tabanın da ciddi bir rahatsızlık yaratarak kısmi de olsa, pratik taktik ve politika değişiklikleri yapmak zorunda bırakmıştır. Bunun en somut örneğini, PKK paralelin de siyaset yaparak, Güney batı Kürdistan da diğer Kürdistani parti ve örgütlenmelere düşmanlık temelin de yaklaşan PYD’yi iknayla, Duhok ta ki Kek Mesut Barzani’nin, Kürdlerin birlikte hareket etme arzusu ile geliştirdiği Güney Batı Kürdistan da düşmana karşı ortak davranış ve dayanışma projesinin hayat bulmasıyla sonuçlanmasıdır.

Tüm bu gelişmelerin en geniş anlam da Kürdlerin milli temel de birliğinin ve dostluğunun sağlanmasına vesile olması umut ve temennisi ile, tüm parçalarda ki Kürdistani siyasi çevrelerin, Güneyli kardeşlerimizin, oldukça akılcı ve sonuç alınabilecek siyasetlerinin desteklenerek hayat bulmasına katkı sunmaları tarihsel bir sorumluluk olduğu gibi Kürdistanlılara karşı da bir borç olarak düşünülmelidir.

Kürdistan’ın kurtuluşu ve Kürdlerin özgürlüğü egemen ulus solcularının süslü ve yalan sloganlarıyla değil, ancak tüm Kürdistanlıların ilkeli birliği ve kardeşlik ruhuyla mümkün olabilir. Bunun tersini söyleyenleri ya Kürdlerin düşmanı veya Kürdlerin hala saflığına kendini inandırmış aptallar olarak düşünmek gerekiyor.

HER BIJİ YEKİTIYA KURD’AN
HER BIJİ KURDISTAN’A AZAD


Saygılarımla,

M. Hüseyin TAYSUN
25.10.2014 - İstanbul

Tarih: 25-10-2014 19:53

Devamını Oku...
N.A Haber
TEV-DEM ve ENKS’den oluşan Rojava (Batı Kürdistan) heyeti, bugün saat 13:00’da Irak Eski Cumhurbaşkanı ve YNK lideri Celal Talabani’yi ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Talabani, ziyaretlerinden dolayı her iki tarafa teşekkür etti.

Mam celal’I ziyaretinden sonra Rojava heyeti YNK Politbürosunu da ziyaret ederek yetkilerle görüştü. Görüşme sonrası bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda açıklama yapan YNK Politbüro üyesi Sadî Ehmed Pire, Rojavalı siyasi partilerin imzaladıkları Duhok anlaşmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Basın toplantısında daha sonra söz alan ENKS başkanı Tahir Sifuk da YNK’li yetkililere teşekkür ederek Güney Kürdistan’da siyasi partilerle temaslarını sürdüreceklerini ve ziyaretlerinin devam edeceğini belirtti.

Tarih: 25-10-2014 19:34

Devamını Oku...
Mervan Nasım
BUGÜN CUMARTESİ...
BUGÜN 500.HAFTADIR...
KARANLIK KUYULARIN EL YORDAMIYLA, BIKMADAN USANMADAN KURCALANIP, DÜŞLERİN CELLATLARININ İZLERİNİN SÜRÜLDÜĞÜ GÜN...

BUGÜN CUMARTESİ...
İNSAN HAYATININ, BELEŞTEN DE UCUZ SAYILDIĞININ TESCİL EDİLDİĞİ VE MEMLEKETİN BÜTÜN ADALET TERAZİLERİNİN MEÇHULLERİN VE ESRARKEŞ KATİLLERİNİN İNSAFINA ZİMMETLENDİĞİ GÜN....

BUGÜN CUMARTESİ...
YİTİĞİNİN GERİ GELMEYECEĞİNİ İSMİ KADAR BİLDİĞİ HALDE, GECENİN KARANLIĞINA UMUDUN VE ÇARESİZLİĞİN MAYASINI ÇALARCASINA, SABAHLARA KADAR GÖZÜ, KULAĞI KAPIDA SABAHLAYAN, KÜRT ANALARININ YARALARININ DİKİŞ TUTMADIĞI GÜN...

BUGÜN CUMARTESİ...
VE HÂLÂ BU MEMLEKETTE, İNSAN HAKLARININ, ADALETİN, DEMOKRASİ VE KISACA İNSANLIK ADINA NE VAR NE YOK CÜMLE DEĞERLERİNİN KATİL SÜRÜLERİNİN SOFRALARINDA, BİRER MEZE OLMAKTAN ÖTEYE GİDEMEDİĞİ GÜN...

BUGÜN CUMARTESİ...
BU MEMLEKETİN ADALET SARAYLARININ KARANLIĞINA, YETİMİN, DULUN, ANNESİZ, BABASIZ KALAN KÜRDÜN ÇIĞLIKLARININ DUVARDAN DUVARA YANKILANDIĞI GÜN...
GÖZ YAŞININ, FERYADIN, DUANIN, BEDDUANIN, KÜFÜRÜN VE ÇARESİZLİĞİN FAİLİ MEÇHULLERE KURBAN EDİLDİĞİ GÜN...

BUGÜN CUMARTESİ...
VE HÂLÂ BU MEMLEKETTE, CİNAYET ŞEBEKELERİNİN İNSANLARIN VE İNSANLIĞIN CANINA OKUMAYA DEVAM ETTİĞİ GÜN...

BU GÜN,
KÖR, SAĞIR VE SESSİZ KALAN İNSANLIĞIN MAĞDURU OLAN BİR GÜN...

__MERVAN NASIM__
selamlar....

Tarih: 25-10-2014 18:06

Devamını Oku...
N.A Haber
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Irak ve Kürdistan Bölgesinde IŞİD hedeflerine 22 hava saldırısı gerçekleştirildiğini açıkladı.

ABD savaş uçaklarının Kobani yakınlarında IŞİD’e ait bir topçu silahını da imha ettiği belirtildi.

hava saldırılarında Musul Barajı, Felluce ve Bayji şehirlerine yakın yerlerin hedef alındığı kaydedildi.

Operasyonlarda bombardıman uçağı, avcı uçağı ve uzaktan kumandalı insansız savaş uçağı kullanıldı.

Tarih: 25-10-2014 17:57

Devamını Oku...
N.A Haber
Kürdistan Bölgesi Kenti Süleymaniye, Goyzha, Azmir, Glazarda, Piramagrun dağlarıyla çevrili verimli düzlüklerde kurulmuş bir şehir. Kültürel açıdan dilin ve şiirin, üniversitesiyle de bilimin merkezi olma iddiasındaki Süleymaniye, 1784 yılında Babanlı ve aynı anda Osmanlı Valisi İbrahim Paşa tarafından babası Süleyman Paşa'nın adı verilerek kurulmuş.

KOZMOPOLİT BİR YAPIYA SAHİP
Nüfus, sekiz yüz bini şehir merkezinde olmak üzere iki milyon civarında. Şehirde Soranice yoğun olarak konuşulmakta. Ayrıca az nüfusa sahip Irak Türkmenleri ve Süryani nüfus da şehirde ikamet etmekte. Çalışmak için gelen yabancılarla birlikte oldukça kozmopolit bir yapıya sahip...

SÜLEYMANİYE'NİN İKİZ KULELERİ
Bölgede yaşanan çatışmaların uzağında kalan kentlerden biri olan Süleymaniye'de inşaat sektörü de hızla gelisiyor Süleymaniye'de havadan çekilen fotoğraflarda şehrin içinde yükselen gökdelenler dikkat çekiyor. Kentte "ikiz kuleler" olarak nitelendirilen gökdelenler kilometrelerce uzaktan bile belli oluyor.

Tarih: 25-10-2014 17:31

Devamını Oku...
N.A Haber
Peşmerge Güçleri, IŞİD'in işgal altında tuttuğu Musul'a bağlı Zumar nahiyesinde kontrolü ele geçirdi. IŞİD'in Musul'un Rabia nahiyesine gerçekleştirdiği saldırı, Peşmerge Güçleri'nce püskürtüldü.

SABAH OPERASYON BAŞLATILDI

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Peşmerge güçleri Zumar bölgesinde, IŞİD çetelerine karşı sabah saatlerinden itibaren geniş kapsamlı operasyon başlatıldı.

ZUMAR VE 5 KÖY IŞİD'DEN ALINDI

Çıkan şiddetli çatışmaların ardından Zumar nahiyesi ve çevresindeki Yukarı Kaniya Şirin, Aşağı Kaniya Şirin, Mifri, Telmus, Girbekole köyleri IŞİD'den alındı. Peşmergenin Musul ve Zumar arasındaki Hukni Köprüsü'nü de ele geçirdiği belirtildi.

TALİMAT BİRLİKLERİN BAŞINDAKİ BARZANİ'DEN

Zumar'daki operasyonları yöneten komutanların bizatihi Federal Kürdistan Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin talimatıyla hareket ettiği, Barzani'nin yaklaşık bir aydır Rabia, Zumar ve Şengal'in yakınındaki Duhok'ta olduğu ifade ediliyor.

Barzani, zaman zaman cephelere giderek, Peşmerge birliklerini denetliyor.

IŞİD, RABİA'DAN PÜSKÜRTÜLDÜ

IŞİD'in Musul'un Rabia nahiyesine gerçekleştirdiği saldırı, Peşmerge Güçleri'nce püskürtüldü. Peşmerge Güçleri'nin Sefin Komutanlığı'ndan bir yetkili, "Bugün Peşmerge Güçleri Rabia cephesinde IŞİD mensuplarının gerçekleştirdiği saldırıya sert karşılık vererek örgütü geri püskürttü" dedi.

Çatışmanın yaklaşık bir saat sürdüğünü aktaran yetkili, Peşmerge Güçleri'nin her hangi bir kayıp vermediğini kaydetti.

IŞİD'in 4 Ekim akşamı Rabia nahiyesinde Peşmerge Güçleri'ne yönelik gerçekleştirdiği saldırı da püskürtülmüştü.

HAVA SALDIRILARINDA 15 IŞİD'Lİ ÖLDÜ

Irak'ın Musul kentinde IŞİD mevzilerine düzenlenen hava saldırılarında 15 çetenin öldüğü, 13'ünün yaralandığı bildirildi.

Musul'daki Cumhuriyet Hastanesi doktorlarından Velid Casim, orduya ait savaş uçaklarının koalisyon güçleri desteğiyle dün gece Musul'da IŞİD mevzilerine düzenlediği hava saldırılarında 9 üyenin hayatını kaybettiğini, 13'ünün yaralandığını belirtti.

Casim, saldırının IŞİD'in ele geçirdikten sonra karargah olarak kullandığı orduya ait 2. Bölük kışlasına düzenlendiğini, yaralıların tedavisinin sürdüğünü ifade etti.

Öte yandan Salahaddin Polis Şefi Hamad en-Names, dün gece Tikrit'in güneyinde düzenlenen hava saldırılarında aralarında üst düzey bir komutanın da olduğu 6 IŞİD militanının yaşamını yitirdiğini kaydetti.

Names, operasyonların devam ettiğini dile getirdi.

Tarih: 25-10-2014 16:41

Devamını Oku...
N.A Haber
Kobanê’deki savaştan kaçarak Güney Kürdistan’a geçen 210 aile, Erbil’e bağlı Herir ilçesine yerleşti.

Konu hakkında Herir Belediye Başkanı Raber Salih, Rojavalı ailelerin kaldığı Kewirsorg Kampı’nda yer olmadığı için Kobanêli 210 ailenin Herir’e getirildiğini söyledi.

Kobanê’den yaklaşık 930 ailenin bölgeye geldiğini belirten Salih, büyük kısmının farklı kamplara göndirildiğini, kalan 210 ailenin de Herir Gençlik ve Spor Salonu’nda yerleştirildiğini belirtti. Salih, Barzani Yardım Vakfı’nın ailelere günde üç öğün sıcak yemek verdiğini de sözlerine ekledi.

IŞİD işgali altındaki Kobanê’den kaçarak Kuzey Kürdstan’a geçen aileler zor şatlar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’nin çağrısı üzerine Kobanê’den gelen binlerce aile, Erbil, Süleymaniye ve Duhok’a yerleştiriliyor.

Kaynak: Basnews

Tarih: 25-10-2014 16:37

Devamını Oku...
N.A Haber
Demokratik Kürt millî hareketinin pekçok tanınmış aydın, sanatçı, siyasetçi ve kanat önderinin bulunduğu birçok şahsiyet, din, mezhep, etnik çatışma tehlikesine karşı duyarlılık çağrısında bulundu.

Aralarında İsmail Beşikçi, Recep Maraşlı, İbrahim Sediyani, Şıvan Perwer, Mehdi Zana, Mücahit Bilici, Cafer Solgun, Seyidxan Kurîj gibi tanınmış isimlerin bulunduğu Kürt aydınları tarafından yayınlanan ortak bildiride IŞID'ın yaptığı şiddet ve katliamlara karşı Şengal ve Kabonê direnişlerine desteklerini yineleyen imzacılar; direnişleri destek amacıyla düzenlenen gösterilerin din-mezhep, etnik çatışmalara doğru kışkırtılmasına; iç barışın bozulması ve düşmanlaştırmaya karşı da duyarlı olunması çağrısını yaptılar.

Toplumun çok uluslu, çok dinli, çok kültürlü yapısının; bütün farklılıklarla birlikte eşit haklar ve saygı temelinde, bir arada yaşaması ve toplumsal iç barışın korunmasına vurgu yapılan bildiride öncelikle Kürtler’in kendi aralarında ve birlikte yaşanan halk, kültür ve inançlarla demokratik ve barışçıl ilişkiler geliştirmesinin önemi dile getirildi.

Bildiride “Haklı tepki ve taleplerimizi savunurken demokratik ve meşru zeminlerden ayrılmamaya; şiddet kullanmamaya; nefret ve ötekileştirici bir dil kullanmamaya, sorunlar varsa barışçıl ve diyalogla çözmeye davet ediyoruz” denildi.

* * *

KAMUOYUNA

Biz aşağıda imzası bulunan şahsiyetler;

Tarihinde çeşitli sürgün, zulüm ve katliam görmüş Kürt halkı bugün de Şengal'de Kobanê'de ve diğer birçok kendi varlığını korumak üzere alanda büyük bir direniş gösterdiği gibi; tüm insanlığın ortak değerlerine de sahip çıkan bir mücadele yürütmektedir.

Kürt ulusunun en tabi haklarına kavuşmasının tüm barışçıl ve demokratik yollarını desteklediğimiz gibi, bu meşru müdafaa ve var olma mücadelesini de tüm varlığımızla destekliyoruz.

IŞİD, Irak ve Suriye’de yalnız Kürtlere değil, Arap, Süryani, Ermeni, Türkmen, Hıristiyan, Ezidi, Sünni, Şii, Arap Alevi, kadın ve çocuklara karşı, 21. yüzyılda eşi benzeri görülmemiş bir şiddet ve katliam uygulamakta. Irak'ta ve Suriye’de farklı etnik, dinsel, cinsel aidiyetlere ve siyasi görüşlere karşı zalimane bir barbarlıkla hareket eden IŞİD'ın yaydığı şiddeti kınıyoruz. Kimi sosyal ve siyasal destekler bulsa da İslam adına insanlık suçu işleyen bu anlayışın tüm İslama mal edilmesine, Müslüman toplumların hem kendi içlerinde, hem de diğer din ve inançlarla barış içinde bir arada yaşama kültürünü zehirlemesine, halklar arasına kin-nifak tohumları ekmesine izin verilmemelidir.

Kobanê direnişinin gerginliği içinde Kürdistan'da ve Türkiye'nin kimi yerlerinde gelişen olayların, din, mezhep, ideoloji, inanç temellerinde şiddetli bir iç çatışmaya dönüşme eğilimi göstermesi ve pek çok masum insanımızın hayatını kaybetmesi, çeşitli kesimlerden Kürt aydınlarının ortak bir "akıl" la duruş göstermesi ihtiyacını ortaya koyuyor.

Farklı din, mezhep, inanç, felsefe, ideolojiler ve siyasi yapılar içinde olsalar da masum insanların bir kere daha mağdur edilmeleri, Kürtler arasında iç kavgaların derinleşmesine ve nihayet bütün insanlar arasındaki nefretin körüklenmesine karşı ortak duyarlılık gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Din, mezhep, inanç ve ideoloji etrafındaki düşmanlık ve çatışma yaratmak ve bundan siyasi fayda sağlamak peşindeki odaklara fırsat vermemek; kolaylıkla böyle bir öfkeye kapılıp kardeşinin boğazına sarılma eğilimine, öfkeye, barbarlığa teslim olunmasına karşı da uyarıcı olmak istiyoruz.

Ne Kürt toplumunun kendi arasında "brakuji" yaşanmasını; ne de birlikte yaşadığımız Ermeni, Süryani,Türk, Çerkes, Arap halklarıyla, Alevi, Sünni, Ezidi Kürd, Hristiyan, Reya Heq, Kakai inancında olanlar arasında kan dökülmesini istiyoruz. Geleceğimizin kan ve kinle karartılmasına izin vermemeliyiz.

Toplumumuzdaki çeşitli din, mezhep, inanç, etnik ve kültürlerin barış içinde bir arada yaşaması esastır. Bir diğerini baskı altına almak, varlığına kastetmek değil; birbirini kabul, haklarına saygı ve adalet temelindeki ilişkiler tesis etmek önemlidir. Bu da öncelikle toplumsal iç barışın korunmasını, güçlendirilmesini gerekli kılıyor. Yüz yılardır baskı ve adaletsizlik içinde yaşayan, bu gün bile büyük sürgünler, savaş trajedileri yaşayıp soykırım tehdidi altında olan mazlum Kürt ulusunun hak ve özgürlükler mücadelesi; aynı zamanda kendi içinde de temel hak ve özgürlüklere saygı ile yükselip güçlenebilir.

Bir çatışmaya, bölünmeye ve birbirini tüketmeye karşı olduğumuzu, birbirimizi olduğumuz gibi, kendimize benzetmeye zorlamadan ama bir diğerinin hak ve hukukuna da saygı göstererek, asıl olarak ezilen bir milletin kurtuluş davasına, her türlü mazlum ve masumun hakkının savunulmasına, sosyal adalete dayalı bir uzlaşmaya ihtiyacımız olduğu ve şiddetten uzak durulması için bir dostluk ve dayanışma çağrısı yapıyoruz.

Haklı tepki ve taleplerimizi savunurken demokratik ve meşru zeminlerden ayrılmamaya; şiddet kullanmamaya; nefret ve ötekileştirici bir dil kullanmamaya, sorunlar varsa barışçıl ve diyalogla çözmeye davet ediyoruz.

Şengal ve Kobani'de olduğu gibi bölgemizde sürgüne uğrayan ve katliam tehdidiyle karşı karşıya kalan tüm toplumların direnişine destek olmaya, her türlü yardım için elini uzatmaya çağırıyoruz.

ÇAĞRICILAR

İsmail Beşikçi, Recep Maraşlı, İbrahim Sediyani, Ruşen Arslan, Şıvan Perwer, Nizamettin Arinç, Ali Haydar Koç, Hasan Bildirici, Hanna Beth-Sawoce, Prof. Dr. Dr. Ilhan Kizilhan, Bedirhan Epözdemir, Mehdi Zana, Dr. Janroj Keleş, Dr. Roni Demirbağ, KOMKAR e. V., Fehim Işık, Yusuf Serhat Bucak, Murat Satık, Çetin Taşcı, Mücahit Bilici, Cafer Solgun, Evdila Kopê, Nedim Baran, Bayram Ayaz, Seyidxan Kurîj, Ömer Ağın, Feride Laçin, Ceyhun Ran Arslan, Dursun Ali Küçük, Seher Erol, Abit Gürses, Aso Agace, Nuran Maraşlı, Faruk Aras, Celal Temal, Keya İzol, Mehmet Şeker, Fatin Kanat, Yüksel Aşar; Taner Bayrak, Fatma Kayhan, Şefik Pêşeng, Sinan Çiftyürek, Evrim Helin Sommer, Mahmut Kılınç, Hakan Taş, Doç.Dr. Osman Aytar, Nezir Akat, Sait Aydoğmuş, Reşo Zilan, M.Ali Yıldırım, HEVKAR e. V. Hamburg, Fettah Tımar.

(Ufkumuz)

Tarih: 25-10-2014 16:00

Devamını Oku...
N.A Haber
Kobani'nin doğusundaki bölge ve Mürşitpınar Sınır Kapısı yakınlarında, IŞİD ile YPG arasındaki çatışmalar şiddetlendi.

Kobani'nin doğusundaki bölge ve Mürşitpınar Sınır Kapısı yakınlarında, IŞİD ile YPG arasındaki çatışmalar şiddetlendi.

IŞİD ile YPG arasındaki çatışmalar sürüyor. Sınır kapısının bulunduğu bölgenin kontrolünü ele geçirmeye çalışan terör örgütü IŞİD, bölgeye ağır silahlarla saldırırken, YPG kapıyı kaybetmemek için direniyor. Bölgede zaman zaman sokak çatışmaları yaşanıyor.

ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları, kent üzerinde keşif uçuşları yaparken, güvenlik güçlerinin sınırdaki önlemleri ise sürüyor.

Tarih: 25-10-2014 14:59

Devamını Oku...
Nerinaazad.com Yazarları
KAPAT
KAPAT