Kürt blokunun Maliki sınavı Sınır kenti Rabia'da 5 Peşmerge Sehit düştü iddiası AB Parlamentosu bağımsızlık referandumuna sıcak Diyarbakır'da Bağımsız Kürdistan Referandumuna Destek Masrur Barzani: ABD Kürtlere silah vermeli Mesud Barzani'den Bağımsızlık vurgusu Peşmerge Sözcüsü: Sorunlu Bölgeler’de kalıcı olacağız Kobanê’de 7’den 70’e direniş Bağımsız Kürdistan mitingine davet Hewler'de Hristiyanlardan Işid'e Protesto IŞİD, Hesekê ve Qamişlo yolunda bulunan Sifeya köyünü kontrol altına aldı Musul’a takviye Peşmerge birlikleri gönderildi
N.A Haber
Başbakan Yardımcısı Atalay, çözüm süreci görüşmelerinde MİT dışındaki kurumların da rol alacağını belirterek "Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığımız bunlar için kuruldu" dedi
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çözüm sürecine artık başka kurumların da dahil olacağını ilk kez açıkladı.
TGRT televizyonunda konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Atalay, "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"un geçen hafta yasalaştığını anımsatarak yasanın önemine değindi.
Madde sayısı az ama kapsamı geniş olan yasa üzerinde çok çalıştıklarını ifade eden Atalay, çözüm sürecinde ilk kez TBMM'nin de devreye girdiğini kaydetti.
"İYİ BİR DİYALOG VAR"
Atalay, çözüm sürecine ilişkin, "Bir yol haritası üzerindeyiz, daha o tamamlanmış değil. Ramazan ayında bile arkadaşlarımızla, gece 12'lerde toplanıyoruz sahura kadar. Yaz dönemini boş geçirmiyoruz. Yol haritası somutluk taşıyacak. Çalışmayı yaptıktan sonra karşı muhataplarımızla da görüşeceğiz. Zaten iyi bir diyalog var. Siyaset kesimiyle bizim diyaloğumuz var. Tabii kurumlarımızın örgütle, şimdi istihbarat kurumumuzun vardı, bundan sonra başka kurumlarımızın da bu görüşmelerde, MİT'in dışında..." ifadelerini kullandı.
"Mesela kimler olabilir" sorusuna da Atalay, şu cevabı verdi: "Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığımız zaten bu konular için kuruldu. Bu işin koordinasyonunu da onlara verdik. Onlar da artık görüşmelerde falan rol alacaklar. Orada iyi bir ekip var zaten, daha da takviye ediyoruz. Güvenlik birimlerimizin dışına da taşan, hem siyaset kurumunun daha aktif olduğu hem diğer kurumların bir sürece geldik. Sırf güvenlik kurumlarımızın rol alması değil de daha geniş... Yani devletin bu işi, bu yasayla artık kendisinin şu anda programladığı, bütün kurumların da orada görev alması gereğine işaret ettik bu yasada, o çalışmanın içindeyiz. Bunun içinde yol haritasında neler olacak daha netleşmiş değil."
"ARTIK DAHA GÜVENLİ BİR YOLDAYIZ"
Başbakan Yardımcısı Atalay "Silah bırakmaya yakın mıyız" sorusu üzerine de, "Burada artık daha güvenli bir yoldayız. Bu yasa tarafları da bağlıyor ve taraflar da artık bahaneler uyduramayacak. Bölge halkı da artık tekrar şiddete dönülmesine de asla müsaade etmez. Dolayısıyla bundan sonra daha ileri adımlar atacağız. Zamanlamayı henüz yapmadık ama daha emin adımlarla ve önümüzü daha fazla gördüğümüz bir hedef üzerinde gidiyoruz. Ben kendim doğrusu çok uzak görmüyorum. Hem çok umutluyum hem çok uzak görmüyorum" diye konuştu.
Kaliteli ve disiplinli bir çalışma ortaya koyulması gerektiğini ifade eden Atalay, uluslararası tecrübeleri de iyi gözden geçirerek, hata yapmadan, yanlış açıklamalarda da bulunmadan hassasiyet içinde olunması gereğine dikkati çekti.
Çözüm sürecini istemeyenler bulunduğunu ve sosyal medya ile değişik alanlarda vatandaşlara yanlış mesajlar verdiklerine dikkati çeken Atalay, ülkenin neresi olursa olsun güvenlik tedbirlerinin alındığını ve asayiş olaylarına İstanbul'daki müdahale ile Diyarbakır'daki arasında fark bulunmadığını belirtti.
Devamını Oku...
N.A Haber
Abdullah Öcalan, bir süre önce yaşamını yitiren, KCK Yürütme Konseyi üyesi Rıza Altun ile Tunceli Belediye Başkan Yardımcısı Nurhayat Altun'un annesi 93 yaşındaki Hatice Altun için tam sayfa başsağlığı ilanı verdi.
İmralı Cezaevi'nde bulunan Abdullah Öcalan, 13 Temmuz'da Almanya'nın Köln kentinde yaşamını yitiren Hatice Altun için, ailesi aracılığı ile Özgür Gündem gazetesine tam sayfa başsağlığı ilanı verdi. KCK Yürütme Konseyi üyesi Rıza Altun ile Tunceli Belediye Başkan Yardımcısı Nurhayat Altun'un anneleri olan ve PKK'nın kuruluş yıllarında Öcalan ve arkadaşlarını Ankara Tuzluçayır'daki evinde ağırlayan Hatice Altun için verilen tam sayfa ilanda Öcalan ile olan bir fotoğrafı da kullanıldı. Hatice Altun 1990 yılında da Öcalan'ı Bekaa kampında da ziyaret etmişti.

Devamını Oku...
N.A Haber
Irak'ta Celal Talabani'nin yerine yakın arkadaşı Fuad Mahsum, Maliki'nin de desteği ile cumhurbaşkanı oldu. Barzani'nin 'görevi bıraksın' dediği Maliki, bu desteğin ardından başbakanlıkta kalmak için Talabani ile Süleymaniye'de görüşecek.

Irak’ta, İran’ın da desteği ile cumhurbaşkanı seçilen Talabani’nin yerine şimdi, Talabani’nin en yakın arkadaşlarından Fuad Mahsum, Irak Başbakanı Nuri Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu’nun da desteği ile parlamentoda 24 Temmuz’da yapılan oylamada cumhurbaşkanı seçildi. Mahsum’un adının kesinleştiği 23 Temmuz’da KYB Siyasi Büro üyesi Mela Bahtiyar, Maliki’nin Süleymaniye’ye gidip Talabani ile görüşeceği açıklandı.

KYB’nin politbürosunda iken Irak Cumhurbaşkanı seçilen Mahsum, Irak Anayasası'na göre 15 gün içinde parlamento içinden bir milletvekilini hükümeti kurmakla görevlendirmek zorunda. Görevlendirilen vekil ise 45 gün içinde hükümetini cumhurbaşkanının ve parlamentonun onayına sunuyor. Bu nedenle Irak için asıl büyük siyasi tartışmalar bundan sonra başlayacak. Kimin görevlendirileceği Kürtler, Sünniler, Şiiler, İran, Türkiye ve ABD dengeleri arasında en büyük sürtüşmelerin ve pazarlıkların yapılacağı süreç olacak. Mahsum’un hükümeti kurmakla görevlendireceği kişi Nuri Maliki olabilir mi?

Hewler-Süleymaniye ayrışması

Federal Kürdistan Başkanı Mesut Barzani ve Başbakan Neçirvan Barzani, 10 Haziran’dan sonra birçok kez Maliki’nin başbakanlığını yaptığı bir hükümette yer almayacaklarını kesin bir dille açıkladı. Mesut Barzani, Maliki’nin başarısızlıklarını örtmek için Kürtleri suçladığını, bir an önce görevi bırakması gerektiğini söyledi. Neçirvan Barzani ise Maliki’nin Kürt ve Sünnileri dışlayan mezhepçi politikalarının ve diktatörce tavırlarının Irak’ı mevcut krizin içine sürüklediğini söyledi ve krizden çıkışın ilk koşulunun Maliki’nin görevi bırakması olduğunda ısrar etti.

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) tamamen Barzani ailesinin denetiminde. Barzaniler cephesinden Maliki’nin gitmesi müzakereler için ön koşul olarak net bir biçimde ilan edilirken, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani liderliğindeki KYB ise daha temkinli açıklamalarda bulundu ve ne Maliki’ye destek verdi, ne de karşı çıktı. İran’dan bazı yetkililer zaman zaman Maliki’yi eleştirse de gitmesi yönünde doğrudan bir çağrı olmadı. ABD ise krizin ilk günlerinde Maliki’ye yönelik sert açıklamalarda bulunsa da sonraki günlerde Maliki’ye karşı açıklamaları devam ettirmedi.

Maliki’nin Barzanilerin muhalefetine rağmen Süleymaniye’ye gitmesi ve İran’a yakın duran Talabani ile görüşecek olması Kürtler arasında bir ayrışmaya neden olur mu? Süleymaniye ile Hewler arasında bir bölünme yaşanır mı?

Federal Kürdistan Başkanı Mesut Barzani, 10 Haziran’daki krizden bu yana defalarca Kürtlerin kendi kaderini tayin etmek için bir referanduma gideceğini duyurdu. Barzani ailesinin denetimindeki KDP ve hâkim olduğu bölgelerde referandum ve aşamalı olarak “bağımsızlık” fikri oldukça taraftar topluyor ancak Celal Talabani’nin liderliğindeki KYB ve hâkim olduğu bölgelerde “bağımsızlık” fikri desteklense de “aceleci davranılmaması” konusunda bir temkinlilik var. İki parti arasındaki dillendirilmemiş bu ayrışma Maliki’nin ziyareti ile daha da derinleşebilir mi?

Hewler'de Türkiye, Süleymaniye'de İran etkisi

İran da Kürt Yönetimi’ni “olası bir bağımsızlığa” asla sıcak bakmayacağı konusunda uyardı. İran’ın Süleymaniye Konsolosluğu’nun sitesinde bağımsızlığın niçin Kürtlerin lehine olmadığı ile ilgili bizzat konsolosun kaleminden bir makale bile yayınlandı.

Al Jazeera’ye verdiği bir mülakat esnasında kendisine İran’ın bağımsızlığı kabul etmeye yanaşıp yanaşmayacağı sorulduğunda Mesut Barzani, “ikna etmeye çalışırız” diye cevap verdi. Ancak Kürt Yönetimi, özellikle Irak’taki kriz sonrasında Türkiye ile stratejik ilişkilerini derinleştiriyor. Federal Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani, Al Jazeera’ye “Türkiye ile tam irtibat halinde” olduklarını söyledi.

KYB ve Celal Talabani’nin ise İran ile ilişkileri uzun bir geçmişe dayanıyor. İran adına dış operasyonları yürüten Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Talabani, hem Süleymaniye’de hem de Tahran’da birçok kez görüştü. Hewler'de Türkiye’nin ağırlığı hissedilirken, Süleymaniye’de İran varlığı daha görünür.

Yazılı olmasa da üzerinde mutabakat bulunan kural gereği 2003 sonrasında Irak’ta cumhurbaşkanlığı Kürtlere veriliyor. Kürtlerin ise cumhurbaşkanlığını KYB’ye vermesi, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanlığı'nın KDP’ye verilmesi karşılığında oldu. Irak’ta Saddam Hüseyin sonrası ilk seçimden bu yana Kürdistan Bölgesel Yönetim’in başkanlığını Mesut Barzani, Irak Cumhurbaşkanlığı'nı ise Celal Talabani yürütüyor. KYB Barzani’ye bölgesel yönetimin başkanlığı konusunda destek verirken, Barzani de Talabani’ye cumhurbaşkanlığında en büyük desteği verdi.
Mahsum kimi görevlendirecek?

KYB ve KDP arasındaki bu otomatik konsensüs, Maliki’nin Süleymaniye’de Talabani’yi ziyaret etmesi ve başbakanlık için destek istemesiyle son bulur mu? Barzani, Irak’taki siyasi geleceğini ve Kürtlerin liderliğini Maliki’ye karşı sert bir tutum sergileyerek sürdürmeye çalışırken Talabani, KYB ve yeni Cumhurbaşkanı Fuad Mahsum, Kürtlerin bölünmesi pahasına Maliki’ye destek verir mi?

Bu soruların cevabı, Fuad Mahsum’un kimi hükümeti kurmakla görevlendireceği ile netleşecek. Talabani ve dolayısıyla da Mahsum’un kimi görevlendireceği büyük oranda İran’ın ve ABD’nin kimi istediği sorusunun da cevabı olacak.
Hewler’deki Kürdistan hükümetinin lideri Mesut Barzani ve Türkiye, çok net bir biçimde Maliki’yi Irak’ın siyasi geleceğinde istemediklerini ilan ettiler. Ancak Tahran, Bağdat ve Washington arasında siyasi pazarlıklar sürüyor ve Maliki konusundaki belirsizlik henüz devam ediyor.

Al Jazeera
Devamını Oku...
N.A Haber
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), sınır kenti Rabia'ya doğru giden bir peşmerge birliğini pusuya düşürdü. 5 peşmergenin hayatını kaybettiği iddia edildi.

Spilk komutanlığına bağlı 5 peşmergenin bugün görev değişimi kapsamında Rabia'ya doğru giderken IŞİD çetelerinin pususuna düştüğü bildirildi. Rudaw'ın Spilk komutanlığından bir kaynağa dayandırdığı haberine göre peşmergeler hayatını kaybetti.

Ancak komutanlığın diğer bir üyesi olan Mihemed Emin Mihemed, şu ana kadar sadece bir peşmergenin hayatını kaybettiğini doğrularken, diğer 4'ünün akibetinin bilinmediğini söyledi.

Devamını Oku...
N.A Haber
İhsanoğlu'nu havaalanından kent merkezine götüren otobüste Türkçe, "Baş üstüne, göz üstüne. Nasılsınız" anlamına gelen Kürtçe, "Serçavan, ser seran, çawanın, başın" anonslar yapıldı. Diyarbakır'ın merkez Bağlar İlçesi'nden otobüsün geçişi sırasında zafer işaretleri yapanlara İhsanoğlu da zafer işareti yaparak onlara karşılık verdi.

Merkez tarihi Sur İlçesi'nde programlara katılacağı Green Park oteline otobüsle ve yanındaki partililerle giden İhsanoğlu, bir süre dinlendikten sonra yürüyerek cuma namazını kılmak üzere tarihi Ulucamii'ne gitti.
Devamını Oku...
N.A Haber
Kürdistan Bölgesi’nin Avrupa Parlamentosu Temsilcisi Dilawer Ajgeyi,AB Parlamentosu’nun gayri resmi olarak Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’nin referandum girişimini desteklediğini, tek endişelerinin bölgede yaşayan Hristiyan ve Türkmen azınlıkların dinsel ve etnik haklarının korunması olduğunu ifade etti.

Avrupa Parlamentosu’nda 16 Temmuz 2014 günü yapılan toplantıda Irak ve Kürdistan Bölgesi ile ilgili yapılan bir oturumda, Kürdistan Hükümetinin mültecileri koruması takdir edilerek, mülteciler için 5 milyon Euro yardım yapılması kararlaştırldı. AB’deki siyasi gözlemciler, Maliki rejimine sert mesajlar veren AB Parlamentosu’nun Kürdlerin referandumun kararına sıcak baktığını ve bağımsızlık ilanı durumunda Kürdistan’ı tanıyacaklarını ifade ediyor.

Parlamento’nun Irak ve Kürdistan’daki gelişmelerle ilgili yaptığı oturumda alınan kararlar ve yapılan tesbitler şöyle:
-IŞİD’in hızlı şekilde güçlenmesinden Irak ordusunun ve kurumlarının zayıf oldukları anlaşıldı. Bu da Maliki yönetiminin ayrımcılık ve yolsuzluk siyaseti yürüttüğünü ve Irak’taki azınlıkların çoğunun kendi ülkelerine yabancılık/soğukluk duygusu yaşadığını göstermektedir.

- Kürdistan Bölgesi ordusu (Peşmerge birlikleri) Haziran’ın ortasından bu yana multi etnik kimlikli bir şehir olan Kerkük’ü kontrol altına almıştır ve bununla birlikte onlarca yıldır süren kime ait olduğu belirsiz bir bölge olan Kerkük’ü kendi topraklarına katmıştır. Kürdistan Yönetimi, Kürdistan’ın Irak’tan bağımsızlığı için bir referandum yapmaya karar vermiştir.

- Avrupa Parlamentosu, Kürdistan Bölgesi’nin yoğun olarak Irak içinden mülteci kabul ettiğini ve bundan ötürü zor durumda olduğunu tanımıştır.

- 30 Nisan 2014’de yapılan Irak’ta yapılan parlamento seçimlerinde Nuri Al Maliki’nin partisi büyük oranla seçimleri kazanmıştır. Hükümet, Irak’taki tüm halkların dahil olduğu bir toplum yapılanmasını becerememiştir. Maliki’nin üçüncü kez görev süresine karşı sesler çoğalmıştır ve tüm siyasi güçlerin dahil olduğu bir hükümet talebi giderek büyümektedir. Irak’ın Şii önderi Ayetullah Sistani bir an önce tüm Iraklı siyasi taraflara hükümet kurma çağrısında bulunmuş, ancak yeni seçilen parlamento bu çağrıyı ciddiye almamıştır.

- BM’ye bağlı bir kurum olan OCHA’ya göre Irak’ın merkezinde ve Kuzeyi’nde (Kürdistan Bölgesi) yaklaşık 1,2 milyon mülteci vardır ve tahminlere göre 1,5 milyon insanın acil insani yardıma ihtiyacı vardır.

-IŞİD’in güçlenmesi insani bir krize yol açmıştır ve özellikle sivillerin yoğun bir şekilde yaşam alanlarından kaçmalarına sebep olmuştur. AB, Irak’a mültecilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için 5 milyon Euro değerinde yardımı artıracaktır. Bu da AB’nin Irak için şu ana kadar 12 milyon Euro yardımda bulunduğu anlamına gelir.

- Irak anayasasında da belirlendiği gibi, hükümet tüm vatandaşlara ve ülkede bulunan tüm halklara siyasi, idari ve kültürel çerçevede eşit davranmak zorundadır. Bundan ötürü iyi bir eğitim siyaseti, refah ve güvenlik sağlamalıdır.

-Avrupa Parlamentosu IŞİD’in kontrol altında olan topraklarda kurduğu “Halifeliği” reddediyor ve yasadışı olarak nitelendiriyor. Bunun dışında Avrupa Parlamentosu şiddet ile uluslararası kararlar ile kurulmuş tüm sınırların değişimine karşıdır ve IŞİD’in kontrolü altında olan tüm bölgelerde temel insan haklarının uygulanmasını istemektedir.

-Avrupa Parlamentosu başkanlığınca alınan tüm bu kararların EU-Komisyonu’na, tüm AB devletlerine, Irak’a ve Kürdistan Bölgesi devlet yetkililerine, BM Genel Sekreteri ve yetkililerine bildirmesi talimatı verilmiştir.

Ajgeyi: AB, referanduma sıcak

Bu arada Kürdistan Bölgesi’nin Avrupa Parlamentosu Temsilcisi Dilawer Ajgeyi BasHaber’e yaptığı açıklamada, AB Parlamentosu’nun gayri resmi olarak Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’nin referandum girişimini desteklediğini, tek endişelerinin bölgede yaşayan Hristiyan ve Türkmen azınlıkların dinsel ve etnik haklarının korunması olduğunu ifade etti. Ajgeyi, AB’nin Kürd halkının alacağı karara saygı duyacağını, olası ayrılma ve bağımsızlık girişiminin şiddet içermemesinin önemli olduğunu böylesi bir durumda AB ülkelerinin çoğunun kısa sürede Kürdistan’ın bağımsızlığını tanıyacaklarını da ifade etti.

Siyasi gözlemciler de AB parlamentosunun Maliki’nin uygulamalarına karşı sert bir uslup kullanırken, Kürdistan Bölgesi’nin Hrıstiyan azınlıkların korunması konusundaki hassasiyetini takdir ettiği ve Kürdlerin bağımsızlık ilan etmesi durumunda kısa vadede bu kararı tanıyacakları yolunda ortak kanıya sahip. Basnews
Devamını Oku...
N.A Haber
Diyarbakır’da bir grup, referandum hazırlığı yapan Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’ye destek verdi.
Aralarında HAK-PAR Diyarbakır İl Başkanlığı, Dicle-Fırat Diyalog Grubu ve KADEP’in de bulunduğu bir grup Irak’ta referandum hazırlığı yapan Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’ye destek verdi. Cuma namazı çıkışında Ulu Camii’nin önünde bir araya gelen grup, basın açıklamasını yaptı.
Grup adına konuşan Dicle Fırat Diyalog grubu Başkanı Muhuttin Batmanlı,Kürdistan’ın kurulması Türklere bir zararının olmadığını söyledi. Batmanlı, "Bizim amacımız burada milyonları bir araya getirmek değil. Bu Ramazan aynın son haftasındayız. Bu münasebetle Şeyh Said ve Arkadaşları idam edildiği yerde bir çağrıda bulunacağız. Bundan sonra çalışmalarımıza farklı gruplarla yapacağız. Amacımız şuanda Federal Kürdistan’da referandum var. Dünya bilsin ki biz Kürdistanlılar bu çağrının arkasındayız. Tek başımıza da kalsak bu çalışmayı destekliyoruz. Biz diyoruz ki Türk kardeşlerimiz bizden korkmasın. Kürdistan’ın kurulması Türklere bir zararı yok. Bunu defalarca diyoruz. Kürdistan’ın da devlet kurmak hakkı vardır." şeklinde konuştu.
Devamını Oku...
N.A Haber
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde dün akşamdan beri Kızıltepe ve Suriyelilerin arsında devam eden gerginlik bu akşamda devam etti.

Dün akşam Suriyeli bir grubun akşam Özgürlük Meydanında Kızıltepeli birkaç gence bıçaklı saldırısında sonra ilçede Kızıltepe ve Suriyeliler arasında yaşanan kavga gerginliği dün akşam yaşanan kavgayla devam etti.

Dün akşam saat 21.00 den sonra özgürlük meydanında toplanan Kızıltepeli bir grup genç meydanda bulunan birkaç Suriyelilere saldırmaya başladı.

Yaşanan gerginlik nedeniyle meydanda tedbir alan polisler kavgaya anında müdahale etti. İlçe emniyet müdürü Abdullah Ergen saldırıya uğrayan Suriyelilerin önüne geçerek linç edilmelerini önlenerek grubun dağılmasını sağladı.

Daha sonra eylemlerine devam eden grup yeni mahallede bir apartmanın önünde park halindeki Ahmet Abdurrahman’a ait Suriyeli plakalı özel bir aracı taşlarla tahrip ederek araçta maddi hasara yol açtılar.

İlçede Yaşanan gerginlik nedeniyle polisin geç saatlere kadar tedbir aldığı görüldü.

Yaşanan kavgadan dolayı bayram alışverişine çıkan bir kısım aile evine dönmek zorunda kaldı.
Devamını Oku...
N.A Haber
İHD'nin Batı Kürdistan sınırında yaptığı temaslara ilişkin açıklanan ön raporda, IŞİD gibi örgütlerin Türkiye'yi lojistik üs olarak kullandığını belirtilirken, buna ilişkin en büyük iddianın ise Karkamış Baraj Gölü yakınında bulunan Karkamış Kampı'nın IŞİD'in eğitim merkezi olarak kullanılması gösterildi.

İHD Genel Merkezi, İHD heyetinin Rojava Kürdistan sınırında yaptığı gözlemlere ilişkin yaptığı yazılı açıklama ile ön raporunu açıkladı. Raporda Rojava Kürdistan Kürtlerinin, diğer halklarla birlikte tarihsel önemde bir devrim gerçekleştirdiğine işaret edildi. Devrimin yıl dönümünde devrimi boğmak için çaba gösterenlerin IŞİD çetelerinin devreye sokulduğuna vurgu yapılan raporda, "El Kaide, El Nusra, IŞİD gibi cihatçı örgütlerin özellikle Rojava Kürdistan'a yönelik saldırıları, gerçekte Rojava Kürdistan Devrimini ve halkların öz yönetimini bozmaya dönük saldırılardır. Bu saldırıları kınıyoruz" denildi. Raporda, "cihatçı örgütlerin" Türkiye'yi lojistik üs olarak kullandığı ve değişik saldırılar yaptığı kaydedildi.

'Çadırlara IŞİD'in geçişlerini kolaylaştırmak için müdahale edildi'

Birecik'te yapılan direnişin hatırlatıldığı raporda, 23 Temmuz günü İHD heyetinin Birecik ilçesine bağlı Ziyaret köyünü ve direniş noktasını ziyaret ettiği kaydedildi. Raporda, temaslarda Karkamış Baraj Gölü yanındaki Karkamış Kampı'na ilişkin önemli iddiaların dillendirildiği vurgulanarak, "İddialara göre bu kamp, IŞİD militanlarına lojistik üs olarak kullanılmaktadır. Bu kamp kullanılarak Batı Kürdistan Kobanê Kantonu'na Türkiye üzerinden saldırılar gerçekleştirilmektedir ve nitekim o bölgede direniş çadırı kurmak isteyen HDP-DBP heyetlerine asker tarafından sert müdahale edilmiş, çadırlar yakılmış, araçları imha edilmiş, çok yoğun gaz bombası ve plastik mermi kullanılmış, birçok insanın özel eşyası yağmalanmış ve büyük bir korku salınarak o bölgeden uzaklaşmaları istenmiştir. Oysa çadırların kurulmak istendiği bölgeyi gördüğümüzde, buranın bölgeye hakim bir tepe olduğu ve başta Karkamış Sığınmacı Kampı olmak üzere bölgedeki tüm hareketliliğin çıplak gözle görülüyor olduğu açıktır. Türkiye, IŞİD gibi cihatçı güçlerin sınır geçişlerini görülmemesi için sınır hattındaki çadırlara sürekli müdahale etmektedir. Olay başka türlü izah edilemez. Bu ziyaret ile ilgili raporda ayrıntılı olarak gözlemler ve tespitler yer alacaktır" değerlendirmesi yapıldı.

Türkiyeli yetkililer ileride yargılanabilir

"Sonuç olarak Türkiye Batı Kürdistan sınır hattında cihatçı güçlerin Rojava'ya yönelik saldırılara göz yumulması savaş ve saldırı suçu kapsamında yargılama konusu yapılacak eylemlerdir. Bu eylemlere göz yuman ve destek veren tüm yetkilileri buradan bir kez daha uyarıyoruz" denilen raporda ileride Suriye ile ilgili kurulacak uluslararası ceza mahkemesi yargılamasında Türkiyeli yetkililerin de sorumluluğunun açığa çıkacağı kaydedildi.
Devamını Oku...
N.A Haber
Federal Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani, TBMM tarafından bir süre önce onaylanan "çözüm paketi"ne tam destek çıkarak düzenlemenin, müzakereleri ve barışa yönelik adımlar için siyasi ve hukuki bir çerçeve getirdiği için "önemli bir adım" olduğunu söyledi.

Neçirvan Barzani, TBMM tarafından onaylanan "çözüm paketi"ni olumlu karşıladığını bildirirken Türkiye'de Kürt sorununa "barışçıl bir çözüm bulmaya yönelik mevcut çabalardan dolayı" memnuniyet duyduklarını da ifade etti.

Rudaw'ya göre, yeni yasal düzenlemeyi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'deki soruna son vermek, barışı tesis etmeye yönelik "cesur bir adımı" olarak niteleyen Barzani, "Bu önemli bir adımdır çünkü müzakereleri ve barışa yönelik adımları siyasi ve hukuki bir çerçeve içine koyuyor" şeklinde konuştu.
Devamını Oku...
Nerinaazad.com Yazarları
KAPAT
KAPAT