Başkan Barzani Gregor Gysi ile görüştü El-Kuds el-Arabi Gazetesi: IŞİD’i Saddam’ın subayları eğitiyor Sürecin yol haritası Urmiye’de siyasi tutkluların açlık grevi 6. gününde YNK Heyeti Diyarbakır Belediyesini ziyaret etti IŞİD'ten Musul Barajı ve Kerkük'e yönelik eş zamanlı saldırılar Ferguson protestoları ABD geneline yayıldı ABD’li komutan: Peşmerge ile ortağız Sirwan nehrinde boğulan 100 IŞİD'liye ait ceset bulundu Irak Hükümeti Ezidilere silah verecek Kürdistan topraklarının büyük bölümü IŞİD’den temizlendi Kobani'nin yüzde 90'ı Kürt denetimin'de
N.A Haber
Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani uluslararası koalisyon güçlerince yapılan yardımın Kürdistan Bölgesi üzerindeki tehdidi bertaraf edecek düzeyde olmadığını söyledi. Barzani IŞİD’e karşı sadece askeri değil, ideolojik ve mali düzeyde de bir mücadelenin şart olduğunu belirtti.

Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani Alman Parlementosunda grubu bulunan Sol Parti Meclis Grup Başkanı Gregor ve beraberindeki heyet ile Erbil’deki makamında görüştü.

Görüşmede Sol Parti Meclis Grup Başkanı Gregor Gysi, Kürdlere yıllardır yanlış politikalar uygulandığını, ancak günümüzde Kürdlerin dünyada saygın bir yere geldiğini belirterek, “Yıllardır özgürlüğü için mücadele eden Kürdlerin bu amacına en kısa sürede ulaşmasını diliyorum’’ dedi.

Peşmerge ve Kürdistani güçlerin IŞİD’e karşı mücadelesini memnuniyetle karşıladıklarını söyleyen Gysi, IŞİD’e karşı bölgede yaşayan Ezidi, Hıristiyan ve diğer tüm azınlıklar ile inanç mensuplarının da korunmasının önemine işaret etti.

Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani de Gregor Gysi’nin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Alman hükumetinin yaptığı yardımların çok önemli olduğunu söyledi. “Terörizme karşı savaştıklarını” dile getiren Barzani, Kürd kentlerini işgal etmeye çalışan IŞİD unsurları tüm bölgeden temizleninceye kadar mücadelenin süreceğini söyledi.

Uluslararası kolaisyon devletlerinin Kürdistan Bölgesine yaptıkları yardımlardan dolayı müteşekkir olduklarını söyleyen Barzani, yardımların IŞİD tehdidini ortadan kaldıracak düzeyde olmadığının da altını çizdi. Barzani ayrıca IŞİD’in sadece Kürdistan için değil tüm dünya için tehdit oluşturduğunu vurgulayarak, örgüte silah ve mali desteğin kesilmesi gerektiğini ifade ederek, IŞİD’le mücadelenin ekonomik ve zihniyet alanı da dahil olmak üzere tüm alanlarda sürdürülmesini istedi.

Rojava’nın durumunun da ele alındığı görüşmede, Kobanê’ye Peşmerge gücünün gönderilmesinin önemi ve Almanya ile Kürdistan Bölge Hükumeti arasındaki işbirliğinin devam ettirilmesi de gündemler arasında yer aldı.

Tarih: 26-11-2014 11:25

Devamını Oku...
N.A Haber
Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin dönemindeki üst düzey subayların, Musul’daki IŞİD militanlarına eğitim verdiği öne sürüldü.

Londra merkezli Arapça yayımlanan El-Kuds el-Arabi gazetesinin haberine göre, Saddam dönemi üst düzey subaylar, aylardır IŞİD’in “özel birliklerini” eğitiyor.

Adı verilmeyen söz konusu kişiler arasında Salahaddin vilayetine bağlı ed-Devr bölgesinden Cumhuriyet Muhafızları’ndan eski bir tuğgeneral, Bağdat’ın el-Ameriyye bölgesinden de havacı bir tuğgeneral, Kerkük’teki el-Ubeydi aşiretinden bir kurmay albay, Zemar bölgesinden muhabere albayı ve Saddam döneminde “selefi düşünceleri” yüzünden ordudan ihraç edilen cumhuriyet muhafızlarından Samarralı bir binbaşı bulunuyor.

Haberde açıklamalarına yer verilen ve adı zikredilmeyen Musullu subaylardan birinin oğlu, babasının önceden “Irak özel kuvvetleri”nde tuğgeneral olarak görev yaptığını belirterek, şunları kaydetti:

“Babam 7 yıldır IŞİD’le birlikte. Eskiden askeri akademide eğitmen olarak çalışıyordu. Önceleri IŞİD’e eğitim veren diğer meslektaşları gibi dindar değildi. Ancak rejim değiştiğinde babam kendisini dini kitaplar okumaya adadı ve mescide gitmeye başladı. Emniyet teşkilatının mezhepçi uygulamalarıyla milliyetçilikten, laikliğe sonra da Selefiliğe kaydı. Arkadaşları onu örgüte katmak için girişimlerde bulunmuşlardı.”

Haberde sözü edilen gruptan eğitim aldıklarını dile getiren bir IŞİD militanı ise “Bize eğitim verip, spor yaptıranlar eski subaylar. Bu gruba katılmak için hızlı olmak ve sağlam bir iradeye sahip olmak gerekli. Burada yüksek binalardan ve köprülerden halatla iniş ve su altında dalışlar yapıyoruz. Her gün 7 kilometre koşuyoruz ve 50 kilogramlık torbalar taşıyoruz. Bu herkesin kaldırabileceği bir eğitim değil. Bu eğitimlerin yanı sıra savaş taktiklerini ve her türlü hafif ve orta silahları kullanmayı öğreniyoruz” ifadelerini kullandı.

Tarih: 26-11-2014 10:13

Devamını Oku...
N.A Haber
Kobani eylemleriyle sekteye uğrayan çözüm sürecinin yeni döneminde müzakerelere geçiliyor. Öcalan’ın “mutlak eylemsizlik” çağrısı yapması, Hükümet’in ise 16 kişilik İzleme Kurulu ve İmralı’da Öcalan için sekretarya kurması gündemde. Al Jazeera Türk’ten Burhan Ekinci, süreçte bundan sonra izlenecek yolu adım adım yazdı.

Kürt sorununun nihai çözümünü hedefleyen süreç Kobani krizinin atlatılmasının ardından yeniden normal seyrine döndü. Çözüm sürecinin yeni döneminde diyalog yerini müzakereye bırakıyor. Süreçte bir aksilik yaşanmaması durumunda, tarafların talepleri “müzakere süreci dönemi”nde tek tek hayata geçirilecek.

Gerek İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile devlet heyeti arasında, gerekse HDP ile Hükümet yetkililerinin görüşmelerinde öncelikli olarak konuşulan konuların en önemlisi ‘mutlak eylemsizlik’, ‘silahların bırakılması’, İzleme Kurulu ve İmralı’da sekretarya.

Önce ‘mutlak eylemsizlik’

Hükümet, ‘mutlak eylemsizlik’e önem veriyor. Hükümet kanadı, bunu “kamu düzeninin tam sağlanması” olarak dile getiriyor. Nitekim, Başbakan Ahmet Davutoğlu 20 Kasım'da Bağdat ziyareti öncesi Ankara’da yaptığı açıklamada, “Kamu düzeni konusundaki hassasiyet korunacak, bu konuda taviz vermeyiz. Çözüm sürecinin nihai perspektifi olan silahsızlanma da dahil olmak üzere şiddetin terk edilmesi ve demokratik ortamda siyasi hayatın hayata geçirilmesi konusunda da net bir tavır sergilenecek. Ümit ederiz bu tür görüşmeler onun önünü açar. Bağdat dönüşü bu konuda gelişmeler olabilir” dedi.

Başbakan bu açıklamasıyla hem “kamu düzeninin tam sağlanması” şartını ortaya koydu, hem de süreçle ilgili yeni gelişmelerin olacağı sinyalini verdi.

Öcalan çağrı yapacak mı?

Al Jazeera Türk’ün edindiği bilgilere göre, konuyla ilgili önemli gelişmeler bekleniyor. Herhangi bir aksilik olmaması durumunda Öcalan’ın, “mutlak eylemsizlik” çağrısı yapması bekleniyor. Ama kesin olarak ne zaman yapacağı henüz belli değil. Konu, HDP’nin İmralı heyetinin bu Pazar günü Öcalan ile yapacağı görüşmede gündeme gelecek. Öcalan’ın çağrı yapıp yapmayacağı görüşmenin sonucunda belli olacak.

“Mutlak eylemsizlik” çağrısının örgütün silahsızlandırılmasını değil, Türkiye’de eylem yapmamasını içerdiği belirtiliyor. Hükümet, örgütün Türkiye’de eylem yapmasından, yol kesmesinden, taciz/saldırılarından ve adam kaçırmadan duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, bu faaliyetlerinin durdurulmasını istiyor. PKK liderinin çağrı yapması üzerine Kandil'in konuyu tartışacağı, çağrının kabul edilmesi durumunda, örgütün şehirdeki gençlik yapılanması Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi’nin (YDG/H) faaliyetlerine son verileceği belirtiliyor.

Silahların bırakılması konusu

İkinci önemli konu ise silahların bırakılması. PKK liderinin bu çağrıyı ilkbaharda yapması bekleniyor. Nitekim son günlerde HDP çevresinden gelen açıklamalarda da bu tarih ön planda. İlk olarak HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan 16 kasımda, Öcalan'ın Mart veya Nisan ayında örgüte silah bırakma çağrısı yapabileceğini açıkladı. Akşam gazetesinde 25 Kasım'da yer alan habere göre ise, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Hükümet yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde önemli başlıklar arasında bu iki konunun olduğunu hatırlatarak,, “Müzakerelerde ilerleme sağlanırsa sıra silah bırakmaya da gelir. Bu konuda son sözü söyleyecek kişi Öcalan’dır. Süreç sorunsuz ilerlerse bu çağrı ilkbaharda gelebilir” dedi.

Türkiye'nin çekince koyduğu maddeler

Türkiye’nin çekince koyduğu Avrupa Yerel Özerlik Şartı’ndaki maddeler şunlar;

Madde 4, fıkra 6: Planlama ve karar alma süreçlerinin danışılması.
Madde 6, fıkra 1: Yerel makamların iç örgütlenmelerini kararlaştırabilmeleri.
Madde 7, fıkra 3: Yerel kişilerin görev suçlarının belirlenmesi.
Madde 9, fıkra 4: Yerel makamlara sağlanan kaynaklara müdahale imkânı.
Madde 9, fıkra 6: Kaynak tahsislerinin yerel yönetimlere danışılması.
Madde 9, fıkra 7: Hibeler konusunda kendi politikalarına ilişkin takdir hakkı.
Madde 10, fıkra 2:Uluslararası birliklere katılma hakkı.
Madde 10, fıkra 3: Başka devletlerin yerel makamlarıyla işbirliği.
Madde 11: Özerk yönetimin yargı yoluna başvurması


Hükümet ise öncelikli olarak, Kürt tarafının dillendirdiği ve öncelikli olarak talep ettiği, İzleme Kurulu, İmralı’da Öcalan için sekretarya ve ağır hasta mahkumların serbest bırakılması konularını kısa süre içinde hayata geçirecek.

Atılacak adımlar

Al Jazeera Türk’ün edindiği bilgilere göre, sürecin kesintiye uğramaması durumunda bugün itibariyle mutabık kalınan önemli adımlar şöyle:

*HDP heyetine Hatip Dicle ve Ceylan Bağrıyanık dahil olacak. (Bu Pazar İmralı ziyaretiyle başlıyor.)

*Öcalan Kandil’e ‘mutlak eylemsizlik’ çağrısı yapacak. (Kandil çağrıyı değerlendirecek)

*Öcalan’ın çalışmalarına yardımcı olacak beş mahkûmdan oluşan sekretarya oluşturulacak. (İmralı’daki mahkumlar yerine yeni mahkumlar gelecek. Araştırma yapacak, kayıt alacaklar. Öcalan’ın yardımcıları olarak çalışacaklar. Bu mahkumlar örgütün cezaevlerindeki önemli isimlerinden oluşacak.)

*İzleme Kurulu kurulacak. (16 kişilik akil insanlar ve dışarıdan üç isim olacak. Konunun 30 Kasım’daki HDP heyetinin görüşmesinde gündeme gelmesi beklenen isimlere Öcalan’ın onay vermesiyle birlikte kısa süre içinde kamuoyuna açıklanması bekleniyor.)

*Ağır hasta mahkumlar serbest bırakılacak. (Hasta mahkumlar konusu birçok görüşmede gündeme geldi ama şu ana kadar herhangi bir gelişme yaşanmadı. HDP’nin İmralı heyetinin geçen hafta Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile görüşmesinde konu yeniden gündemdeydi. Bakan Bozdağ, konuyla ilgili ‘düzenleme yapacağız’ dedi. Hasta mahkumlar konusu, Hükümetin Yol Haritasının üçüncü maddesinde yer alıyor.)

Öcalan’a İmralı’da ev hapsi

*Öcalan ev hapsine alınacak. (Adalet Bakanlığı’na bağlı İmralı Adası’nda bulunan Mete Tesisleri düşünülüyor.)

*Gazeteciler İmralı’ya giderek Öcalan ile görüşebilecek.

*Öcalan, silahsızlanma çağrısı yapacak. (Çağrıyı Kandil değerlendirecek. Örgütün çağrıya uyduğunu açıklamasıyla, isteyen örgüt militanları Türkiye’ye gelerek siyasete katılacak. Geri dönenlerin, özellikle kadro partisi olarak kurulan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) bünyesinde siyaset yapması bekleniyor. Dönmek istemeyenler Türkiye sınırları dışına çekilecek. PKK'nın yöneticilerinin başka bir ülkeye gitmeyecekleri, Kandil'de kalmaya devam edecekleri belirtiliyor.)

*Terörle Mücadele Kanunu’nda (TMK) değişiklik ile geri dönüş yasası Meclis'e sunularak çıkarılacak.

*Türkiye’nin, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki bazı maddelere koyduğu çekinceleri kaldıracak. (Böylece yerel yönetimlerin yetkileri genişletilecek.)

*Genel af.

Kaynak: Al Jazeera

Tarih: 26-11-2014 09:13

Devamını Oku...
Hüseyin Akıncı
Güney Kürdistan'ın bugünkü statüsünü bir tarafa bırakırsak, yüz yıllar öncesinden günümüze kadar, Kürtlerin yaşadığı coğrafyada siyasi yada iktisadi olarak kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmamışlar. Mezapotamya denilen coğrafyada, defalarca değişimler yaşanmış ve her değişimin arkasında sayısız hükümdarlıklar ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla İktisadi, siyasi ve kültürel değişimlerin yoğun yaşandığı bu bölgede ,her değişimin sonunda kaybedenler maalesef bu toprakların kadim halkı Kürtler olmuştur.

Elbetteki tarihsel süreçlerde kendi özgünlükleriyle kendi gelecekleri adına bir çok kez başkaldırmışlar. Ancak hiç bir zaman siyasal ve iktisadi açıdan kendi kaynakları üzerinde söz sahibi olmalarına yetmemiştir. Dolayısıyla kendi lehine dönüştürecek değişimler gerçekleşmediği gibi, barıştır-süreçtir-birlikte yaşamaktır-kardeşliktir gibi oyunlarla mazlum Kürt halkının temel hak ve özgürlük talepleri bu çağa havale edilmiş bir biçimiyle tarihsel kayıtlara geçmiş oldu.

Yüz yıllarla süren böylesi tarihsel bir akışta, Kürt halkının ulusal gelişimin şekillenmesinden de büyük açmazları beraberinde doğurmuş oldu. En önemli açmazlardan birisi de "eyvallah!"larla başlayıp, kendisini ikna temelinde bahane ve gerekçelerle bir başkasının sofrasına meze olarak adanmış olduğu gerçeğidir. Dolayısıyla bu günün yetmezlikleri dünün şekillenmesiyle müthiş bir benzerlik ve kan bağı vardır. Zira Kürtlerin günümüzdeki yetmezliklerin bir bölümü, ne yazık ki tarihsel süreçlerden günümüze kadar sirayet etmiştir.

Örneğin İslam öncesi tarihsel süreçlerle yaşanmışlıkları, tarihsel bilginliğiyle unvan sahibi Kürtlerin bilginlerine bırakırsak, İslam sonrasının tarihsel akışında Kürtlerin nasıl da şekillendirildikleri yada kendilerini nasıl da bu şekillendirmeye ''kellem ve bedenim senin kılıcına kurban olsun" dedikleri görülüyor. Kabileler düzeyinde dahi genişletilen alan üzerinde söz sahibi olma arayışının hızlandığı dönemlerde Kürtler ''aman efendim'' le başlayan ve yaşam alanını genişletmesi yada sahiplenmesi de ''ne oluyor?'' la biten bir çöküşün hazinliğini yaşadılar hep.Çünkü, Kürtlerin düşünselliklerine enjekte edilenle, yaşam alanı diye tabir edilen dünyadaki bütün topraklar halkların var oluşlarına göre parsellenmemiş; zira Kürtlerin düşünsel mekanizmalarına kendi çıkarlarını enjekte eden enjektörlere göre dünyadaki tüm yaşam alanları ve bütün topraklar Nebi Süleyman hazretlerine aitmiş! Peki dünden farklı bir aşamada mıyız? Hayır değiliz. Zira dün itibariyle tüm yaşam alanları nebi Süleyman'a aittir ve hepimiz Müslüman'ız mantığının yerine, günümüz itibariyle de "hepimiz kardeşiz ve enternasyonalistçe düşünmek gerekiyor, sınırlara ne gerek var" saçmalığıyla karşı karşıyayız.

Velhasılıkelam, uzayın derinliklerindeki kuyruklu yıldızların üzerinde dahi hakimiyet kurma ve parselleme girişimlerinin hızlandığı bir dönemde 50 milyon nüfusuyla kendi ana vatanında esir alınmış bir halk unvanına sahip Kürt halkının günümüz gerçeği, her ne kadar dünyamızı kendi çıkarları paralelinde evirip çevirenlerin bir ayıbıysa da, geçmişin "hepimiz Müslüman'ız ayrıya gayriye ne gerek var"ların yatağında uykuya dalmış dünün Kürt dinamikleriyle, günümüzle başlayan geleceğini de "hepimiz kardeşiz" ile sürdürmeye çalışan ve Kürdistan ana toprağının sadece Kürtlerin değil, tüm halkların anayurdudur argümanlarıyla dünün devamını müthiş bir ustalıkla ve bire bir benzer versiyonlarla devam ettirmeye çalışan günümüzde tarihsel akıntının geçmişinde kalan Kürt dinamiklerle günümüzü şenlendirmeye çalışan günümüzün Kürt dinamiklerin arasında ne tür bir faklılık var diye insan düşünmeden edemiyor.

Gerçi Kürt halkının ulusal demokratik mücadelesi IŞİD vahşetiyle yepyeni bir aşamaya girdiği görülüyor. Dikkat edilirse, resmi yada gayri resmi dört parçadaki Kürt evlatları Şengal'de, Kobanê'de birlikte savaşıyor. Dolayısıyla Kürt halkının evrensel hakkaniyetleri baz alınarak geliştirilecek stratejinin özü de bu paralelde şekillenmelidir.

Zira Güney Kürdistan Kürt halkının kazanımlarının şahsında Şengal'de yaşatılan dram Rojava Kürt halkının kazanımlara yönelen gidişatın şahsında Kobanê savaşı gibi sonuçlar Kürt halkının siyasal kurum ve önderlerine tarihsel bir sorumluluk yüklediği göze çarpıyor.

Yani sözün kısacası, Kürt halkının önünde duran temel üç tane yol güzergahı vardır:
- Birincisi, hiç bir dış etkenin etkisine girmeden kendi öz dinamikleriyle yol güzergahında yoluna devam etmesidir ki günümüz koşullarında bu imkansız gibidir..

- İkincisi ve bana göre en önemlisi, ulusal özlem ve istemlerini uluslararası realiteyle buluşturup, ulusal çıkarıyla uluslararası güçlerin çıkarlarını barıştırıp yoluna devam etmesidir.

- Üçüncüsü ve bana göre en tehlikeli olan ise, her türlü çirkef ve kepazeliğin hüküm sürdüğü bölgesel politikaların içinde sıkışıp kalması olacaktır.

Kürt halkı ve özelikle Kürt aydın kategorisinde bulunan her insanın yapması gereken şudur: Biran önce umursamaz bir bakış açısıyla şekillenen olurları, olmazların gölgesinden çıkarmaya gayret etmesidir. Zira Saddam diktatörün işkalcı aşkıyla başlayan körfez savaşı, İran İslam cumhuriyetinin mezhepsel yayılmacı özlemi, İmparator kurgularıyla zaman geçiren Türkiye Cumhuriyeti ve en son olarak ta IŞİD'çi çete başının halifelik hayaliyle gelişen gelişmelerin sonuçları, Kürt halkının ulusal demokratik taleplerini uluslararası güçlerin gündemine taşınmasına devam ediyor.

Kürtlerin ulusal demokratik mücadelesinde yaşanan tüm dramlar ve yetmezliklere rağmen, emperyalist denilen büyük güçlerin gündemine girecek kadar kendinden söz ettirecek bir tarihsel süreç yaşanıyor.

Bu tarihsel sürecin doğuşuna vesile olan gelişmenin özünde Kürtlerin kendi özgünlükleriyle kendi ulusal sorunlarına cağın gerekleriyle cevap mı olmalı? Yoksa uluslar arası sermaye güçlerinin çıkarlarına meydan okuyarak dünyayı kendine göre dizayn mı etmeli?

Ulusal akliselimin tüm verileri, Kürtlerin kendi siyasal özgünlükleriyle ulusal demokratik taleplerini uluslararası güçlerin gündemine taşınmasına sebep olan fırsatı iyi kullanması gerektiğine işaret ediyor. Dolayısıyla yaşanmışlıkların içinde boğulmadan, cağımızın dayatmasıyla farklı çıkarlarla gelişen ilişki ve gelişmelere odaklanmak gerekiyor. Yani işin açıkçası, Kürtler hem kendi ulusal çıkarlarını hem de uluslar arası güçlerin çıkarlarını makul olabilecek ulusal bir duruşla orta sahada buluşturma yeteneklerini ortaya koymalıdır.

Tarih: 26-11-2014 09:00

Devamını Oku...
N.A Haber
Doğu Kürdistan’ın Urmiye kentindeki Kürd siyasi tutukluların başlattığı açlık grevi 7. gününe girdi.

Urmiye Derya Cezaevi’ndeki 30 Kürd siyasi tutuklu, cezaevi idaresince koğuşlarına konulan kaçakçılık, cinayet ve uyuşturucu madde v.b suçlardan tutuklanan 55 kişinin çıkarılması talebiyle açlık grevine başladı.

İran devleti, Derya Cezaevi’ne çeşitli suçlardan tutuklanmış 55 adli tutukluları siyasi tutukluların bulunduğu koğuşlara yerleştirmişti. Uygulamaya tepki gösteren 30 Kürd siyasi tutuklu geçtiğimiz perşembe günü açlık grevine başlamıştı.

Derya Cezaevi’nde görevli bir kaynağın verdiği bilgiye göre cezaevi idaresi grevlerine son vermeleri halinde taleplerini yerine getireceği sözünü verdi. Söz konusu kaynak açlık grevindeki siyasi tutukluların cezaevinin bu isteğini reddettiğini, 55 adli tutuklu cezaevinden nakledilmeyene kadar açlık grevini sonlandırmayacaklarını bildiriyor.

Tarih: 26-11-2014 08:57

Devamını Oku...
N.A Haber
YNK eski Peşmerge Merkez Komite Sorumlusu Nermin Osman Hesen ve beraberindeki heyet Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı'yı ziyaret etti.

YNK Üst Düzey Yöneticisi, eski milletvekili ve daha önce Peşmerge Merkez Komite Sorumluğu yapan Nermin Osman Hesen, beraberindeki Nazerin Harıs, Nazenin Osman Hesen, Besma Habib, Siyamend Hesen, Xelat Gafur ile birlikte Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı'yı ziyaret etti. Anlı konuklarını Meclis Üyeleri Erkan Erenci, Kerem Canpolat, Kasım Birtek ve Genel Sekreter Yardımcısı Rojda Balkaş ile birlikte karşıladı.

Nermin Osman Hesen, heyet olarak geldiklerini ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'nde Kobane sınırındaki Suruç'a gideceklerini söyledi. Hesen, IŞID'ın saldırılarının halka büyük bedellere neden olduğunu belirterek, "Diğer taraftan da Kürtleri birbirine yaklaştırdı. IŞİD saldırılarından sonra tüm Kürdistan'da büyük değişimler oldu" dedi.

Eşbaşkan Fırat Anlı da karşılama heyetinde bulunanları tanıtarak, her geçen gün dört parçadaki halkın ilişkilerinin daha da geliştiğini söyledi. Anlı, "Kobane sayesinde sevgi ve sıcak ilişkiler gün be gün gelişiyor. Üç parçadaki gençlerimiz, Kobane, Mexmûr, Celawla, Kerkük ve Şengal'de omuz omuza IŞİD çetelerine karşı direniyorlar. Verilen bedeller sayesinde başaracağımıza inancım sonsuz. Birliğimiz daha da güçlenecek" şeklinde konuştu.

Tarih: 26-11-2014 08:52

Devamını Oku...
N.A Haber
IŞİD teröristleri gece yarısı Güney Kürdistan’da Musul Barajı ve Kerkük’teki Peşmerge Birliklerine yönelik eş zamanlı iki saldırı gerçekleştirdi.

İlk saldırı Musul Barajını koruyan Peşmerge Birliklerine karşı gerçekleştirildi. İstihbarati çalışmalar neticesinde saldırıyı önceden haber alan Peşmerge güçleri Musul Barajında güvenlik önlemlerini artırmışlardı.

Saldırıya geçen IŞİD teröristleri evvela ön cephede konuşlanmış bulunan özel birlikler tarafından vuruldu. Çatışmanın ilerleyen saatlerinde teröristler kuşatılarak Peşmerge Birliklerinin yoğun saldırısı ile püskürtüldüler.

Nerinaazad’a telefonla ulaşan ve ön cephede gerçekleşen ilk çatışmada IŞİD teröristlerinin çok büyük kayıplar verdiğini söyleyen Peşmerge komutanları, Peşmergenin karşı saldırısının dört noktadan gerçekleştirildiğini ve IŞİD teröristlerinin gafil avlandıklarını vurguladı.

Çatışmaların gerçekleştiği her dört alanda birbirinden bağımsız olarak birinde 43, diğerinde 16, bir diğerinde 5 ve sonuncuda 3 olmak üzere toplam 67 IŞİD teröristinin ölü olarak ele geçirildiği bilgisini veren Peşmerge komutanları 70’in üzerinde silahın da ele geçirildiğini söylediler.

Saldırıya takviye güç olarak gelen çok sayıda IŞİD silahlı teröristinin içinde bulunduğu araçlar ise saldırı alanına ulaşmadan Uluslararası Koalisyona bağlı hava kuvvetleri tarafından vuruldu.

Peşmerge komutanları çatışmalar halen devam ettiğinden ve uçaklar tarafından vurulan araçlardaki IŞİD teröristlerinin miktarı bilinmediğinden bu saldırı neticesinde IŞİD’in ne kadar kayıp verdiğinin tam olarak bilinmediğini, ancak gerçek rakamın çok daha fazla olduğunu özellikle vurguladılar.

Saldırıda Peşmerge güçlerinin hiçbir kayıp vermediğini ekleyen Peşmerge komutanları, Musul Barajının stratejik ve ekonomik öneminden dolayı IŞİD’in burayı ele geçirmekten vazgeçmeyeceğini bildiklerini ve güvenlik tedbirlerini sürekli üst düzeyde tuttuklarını ifade etti.

Cephedeki kaynaklarımız eş zamanlı olarak Kerkük’te gerçekleştirilen saldırının ise Peşmerge güçlerinin dirençli savunması ile püskürtüldüğü bilgisini ulaştırdılar. Kerkük’teki saldırıyla ilgili net bilgiler henüz elimize ulaşmış değil. Bu bilgileri ilerleyen saatlerde paylaşacağız.

Nerinaazad Haber

Tarih: 26-11-2014 08:51

Devamını Oku...
N.A Haber
HDP'den yapılan açıklama ile Akşam Gazetesi'ne yalanlama yapıldı.

HDP'den yapılan yazılı açıklamada, İnternet sitelerinde Akşam Gazetesi'ne dayandırılarak verilen haberlerde HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "Hükümetle yaptığımız görüşmede en önemli başlıklar arasında silahsızlanma yer alıyor" iddiasına yer verildiği hatırlatılarak, "Sayın Demirtaş'ın 'en önemli başlık silahsızlanmadır" şeklinde herhangi bir demeci bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu ifadeler gerçeği yansıtmamaktadır" yalanlaması yapıldı.

Tarih: 26-11-2014 08:48

Devamını Oku...
N.A Haber
Soruşturma Kurulu'nun (Jüri) polis memuru Wilson lehine verdiği karar, ABD’nin 115 şehrinde protesto edildi. Sokaklara dökülen protestocular zaman zaman polisle çatıştı. Trafik akışını engellemek isteyen protestocuların bir kısmı polis tarafından gözaltına aldı. Ülke genelinde 100’den fazla kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

NEW YORK’TA LİNCOLN TÜNELİ PROTESTOCULAR TARAFINDAN KAPATILDI

New York'ta Union Square'de toplanan büyük bir topluluk, Lincoln Tüneli’ne doğru yürüyüşe geçti. Tüneli trafiğe kapatmaya çalışan protestocular polisin saldırısıyla karşılaştı. Eylem sebebiyle bir süre tüneli trafiğe kapatmak zorunda kalan polis, protestocuların Times Meydanı’na yönelmesi ile tüneli tekrar trafiğe açtı. Kalabalık grup, "Adalet yoksa barış da yok" “Polis git Darren Wilson’u tutukla”, “Adalet istiyoruz” sloganları ve pankartlarla Times Square'e doğru yürüdü. Burada bir süre tepkilerini sloganlarla dile getiren göstericilere zaman zaman polis saldırırken, bazı göstericiler gözaltına alındı. Daha sonra 6. Cadde üzerinden şehrin aşağı bölgesine yürüyen protestocular, Williamsburg Manhattan Köprüsü’ndeki trafiğin bir süre aksamasına neden oldu.

Missouri eyaletinde Vali Jay Nixon, jüri kararı açıklanmadan olağanüstü hal ilan etmiş ve yarın okulların tatil edildiğini duyurmuştu. St. Louis'de Ulusal Muhafız Birlikleri kritik binaları koruma altına alırken Vali Nixon, halka itidal çağrısında bulundu. Nixon, 2 binden fazla muhafızın gece boyunca görev yapacağını açıkladı.

Tarih: 26-11-2014 08:45

Devamını Oku...
N.A Haber
ABD Kara Kuvvetleri Komutanı General Raymond Odierno, Peşmerge Güçleri’yle partner olduklarını söyledi.

General Raymond Odierno, bugün başkentte, Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani tarafından kabul edildi.

Kürdistan Bölgesi Başkanlığı’nın resmi web sayfasından yapılan açıklamada, görüşmede Irak’taki son durum ve IŞİD’le savaşın ele alındığı bildirildi.

Görüşmede Raymond Odierno, peşmergenin IŞİD karşısındaki duruşunu tebrik etti ve ABD ile Peşmerge Güçleri arasında “iki ortak” gibi bir birlikteliğin olduğunu, bunun da önemli kazanımlar sağladığını ifade etti.

General Odierno, ABD’nin IŞİD’e karşı savaşta yardımlarını sürdüreceğini ve peşmergelerin önündeki engelleri azaltacağını söyledi.

ABD Kara Kuvvetleri Komutanı şehit düşen peşmergeler için de başsağlığı diledi.

Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, görüşmede Raymond Odierno’ya Irak’ta askeri sorunların yanısıra siyasi sorunların da çözülmesi gerektiğini iletti.

IŞİD’in tüm bölge için tehdit oluşturduğunu ifade eden Başkan Barzani, Irak ve Suriye’de örgütün varlığını sürdürmesine müsaade edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Görüşmeye Başbakan Neçirvan Barzani, Güvenlik Ajansı Danışmanı Mesrur Barzani, Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin, Peşmerge Bakanı Mustafa Seyid Kadir ve bazı üst düzey yetkililer katıldı.

ABD heyetinden de, Bağdat Büyükelçisi Stewart Jones, Erbil Konsolosu Joseph Pennington ve bazı askeri yetkililer, toplantıda hazır bulundu.

Tarih: 25-11-2014 22:49

Devamını Oku...
Nerinaazad.com Yazarları
KAPAT
KAPAT